Benî Nadîr Yahudîlerinin Başkanı Huyey İle Kardeşinin Peygamberimiz aleyhisselâmı Görmek İçin Kuba'ya Gitmeleri
Benî Nadîr Yahudîlerinin başkanı Huyey b. Ahtab'ın kızı ve Peygamberimiz aleyhisselâmın zevcesi Hz. Safiyye der ki:
“Ben, babama, çocuklarının en sevgilisi idim. Amcam Ebu Yâsir de beni çok severdi.
Rasûlullah Medine'ye gelip Küba'da Amr b. Avf oğullarının evine inince, babam Huyey b. Ahtab ile amcam Ebu Yâsir b. Ahtab, ertesi günü, sabahleyin erkenden Resûlullah'ı görmeye gittiler.
Güneş batıncaya kadar oradan dönmediler. Kendilerinin yorgun argın, isteksiz, düşkün ve perişan bir halde yürüyerek geldiklerini görünce -her zaman yaptığım gibi- onları sevinç ve neşe ile karşıladım. Vallahi, hiçbiri bana iltifat etmedi. Kendilerini derin bir gam ve keder bürümüştü.
Onlar konuşurlarken işittim. Ebu Yâsir, babam Huyey b. Ahtab'a: 'O, o mudur?' diye sordu. Babam: 'Evet! Vallahi odur!’ dedi. Amcam: 'Onu iyice tanıdın mı? Aranan vasıflar kendisinde iyice gözüküyor mu?’ diye sordu. Babam: 'Evet! Vallahi!'dedi. Bunun üzerine, amcam: 'Peki! Ona karşı kalbinde ne var?' diye sordu. Babam: 'Vallahi, sağ olduğum müddetçe ona düşmanlık edeceğim!' dedi.”
∞
Peygamberimiz aleyhisselâm Medine'ye gelince, Ebu Yâsir gidip Peygamberimiz aleyhisselâmin huzurunda oturup onu dinleyerek kavminin yanına döndüğü zaman:
“Ey kavmim! Bana itaat ediniz! Hiç şüphesiz, sizin gelmesini beklediğiniz peygamber gelmiştir. Ona tâbi olunuz ve sakın muhalefet etmeyiniz” demişti.
Kardeşi Huyey b. Ahtab da gitmiş, oturup Peygamberimiz aleyhisselâmı dinledikten sonra kavminin yanına dönünce, onlara:
“Ben öyle bir adamın yanından geliyorum ki, vallâhi hiçbir zaman ona düşmanlıktan geri durmayacağım!” demişti.
Kardeşi Ebu Yâsir “Ey anamın oğlu! Şu işte beni dinle, kendini helâk etme de, sonradan, istediğin şeyde bana karşı koy!” diyerek öğüt vermiş ise de, Huyey b. Ahtab:
“Hayır! Vallahi seni hiçbir zaman dinlemeyeceğim!” demiş, kavmi de ona uymuştur.
Nihayet Huyey b. Ahtab da, kardeşi Ebu Yâsir de, Yahudîlerin Araplara karşı kıskançlıkta en katısı kesilip; halkın İslâmiyet'e girmelerini önlemek için olanca gayretlerini sarfetmekten geri durmamışlardır.
1 İbn İshak- İbn Hişam, c:2, s:165-166; ↩ metne dön
2 Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye ve'n-nihâye, c:3, s:212; İbn İshak-İbn Hişam, Sîre, c:4, s:197 Zemahşerî, Keşşaf, c:4, s:264-265, Kurtûbî, Tefsîr, c:20, s:97-98 ⋆ Abdullah b. Selâm'ın adı Husayn iken, Müslüman olunca, Peygamberimiz Aleyhisselam Husayn'ı Abdullah'a çevirmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 5, s. 451 ↩ metne dön
Kaynak: Herkul.org · Necdet İçel