Peygamberimiz Aleyhisselâmın Hayber'in Fethedileceğini Müjdeleyişi Ve Onu Fethedecek Yiğidin Vasıflarını Bildirişi
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ashabına: “Yarın sancağı öyle bir yiğide vereceğim ki, Allah ve Allah'ın Resûlü onu sever, o da Allah'ı ve Allah'ın Resûlünü sever! O, Hayber'i fethetmedikçe, arkasına dönmeyecektir O, Hayber'i zorla alacaktır! Allah, fethi onun eli ile gerçekleştirecektir. Kendisi düşmandan yüz çevirici, kaçıcı kişi de değildir!” buyurdu.
∞
Sancağın Kime Verileceğinin Ümit ve Merakla Beklenişi
Sehl b. Sa'd'ın bildirdiğine göre; sahabîler geceyi sancağın kime verileceğini konuşarak geçirmişler, hemen hepsi de sancağın kendilerine verileceğini ummuş durmuşlardı.
Büreyde b. Husayb der ki: “Yarın Hayber'in fethi nasip ve müyesser olacak diye geceyi gönül rahatlığı ve ferahlığı içinde geçirdik.
Sabah namazı vakti olunca, Resûlullah Aleyhisselâm sabah namazını kıldırdıktan sonra ayağa kalktı ve sancağın getirilmesini istedi.
Mücahidler Resûlullah Aleyhisselâmın karşısında saf bağlamışlardı. Resûlullah Aleyhisselâm, getirilen sancağı eline alıp salladı, sonra da: “Bunu, hakkını yerine getirmek üzere, kim alır?” diye sordu.
Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve hemen bütün Kureyş Muhacirleri, sancağı almak için boyunlarını uzatıp durdular.
Sa'd b. Ebi Vakkas, önce, Peygamberimiz Aleyhisselâmın hizasına çöktü. Sonra da, kalkıp önünde durdu.
Büreyde b. Husayb da sancağa uzananlar arasında idi.
Zübeyr b. Avvam, gelip: “Sancağı ben alır, onun hakkını yerine getiririm!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ona: “Geç!” buyurdu.
Sonra, başka birisi geldi ve: “Ben alır, onun hakkını yerine getiririm!” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, ona da: “Geç!” buyurdu.
Daha başka birisi kalkıp: “Ben alır, onun hakkını yerine getiririm!” dedi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, ona da: “Geç!” buyurduktan sonra: “Muhammed'in zâtını peygamberlikle şereflendiren Allah'a andolsun ki; ben bu sancağı öyle birer kişiye vereceğim ki, o, düşmandan kaçmak nedir bilmez!” buyurdu.
Hz. Ömer; “Benim, kumandanlığı o günkü kadar arzuladığım hiç olmamıştır!” demiştir.
∞
Source: Herkul.org · Necdet İçel