Peygamberimiz Aleyhisselâmın Hicâbe ve Sikâye Hızmetlerini Eski Görevlilerine Vermesi
Peygamberimiz Aleyhisselâm, hutbesini bitirdikten sonra, Mescici-i Haram'ın bir köşesine varıp oturdu. Kâ’be'nin anahtarını elinde tutuyordu.
Hicâbe (Kabe'nin kayyımlığı) hizmetini Osman b. Talha'dan, sikâye (hacılara su dağıtıcılığı) hizmetini de Hz. Abbas'tan geri almış bulunuyordu.
Hz. Abbas, Peygamberimiz Aleyhisselâma elini uzatarak: “Yâ Rasûlallah! Babam, anam sana feda olsun! Hicâbe ile sikâye vazifelerini bizim üzerimizde birleştir!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Ben size halkın Beytullah'a göndereceği örtü gibi şeylerden geçiminizi sağlayacağınız şeyi değil, hacıların su ihtiyaçlarını karşılamak üzere servetinizden harcayarak bu yüzden hayra ereceğiniz zahmetli şeyi veriyorum!” buyurdu ve sikâye vazifesini Hz. Abbas'a yeniden verdi.
Hz. Abbas'ın Tâifte üzüm bağı vardı. Gerek İslâmiyetten önce, gerek sonra, oradan kuru üzüm taşır, sunulacak Zemzemlerin içine ondan atılarak, hacılara ikram edilirdi. Hz. Abbas'tan sonra, İbn Abbas da, onun oğlu da, ondan sonrakilerde, hep böyle yaparlardı.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Osman nerede?” diye sordu. “Bana Osman'ı çağırınız!” buyurdu. Hz. Osman b. Affan, ayağa kalktı.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Bana Osman'ı çağırınız!” buyurarak emrini tekrarladı. Bunun üzerine, Osman b. Talha ayağa kalktı.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Şüphe yok ki, Allah, emanetleri ehil olanlara vermenizi, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adâletle hükmetmenizi emreder” mealli âyeti okuyarak:
“Ey Ebu Talha oğulları! Yüce Allah'ın emanetini, sizde temelli kalmak ve dürüst hareket etmek üzere alınız! Onu, zalim olmadıkça, hiç kimse elinizden alamaz!
Ey Osman! Yüce Allah size Beytini (Kâ’be'sini) emânet ediyor! Yüce Allah'ın emânetini alınız! Ey Osman! İşte, anahtarını al! Bu gün, iyilik ve ahde vefa günüdür!” buyurdu.
Osman b. Talha anahtarı alıp gittiği sırada, Peygamberimiz Aleyhisselâm arkasından ona seslendi.
Osman b. Talha dönüp gelince: “Sana vaktiyle söylemiş olduğum şey vuku bulmadı mı?” diye sordu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, Hicretten önce, Mekke'de bulunduğu sırada Osman b. Talha'yı İslâmiyete davet etmişti. O zaman, Osman b. Talha: “Yâ Muhammedi Sen kavminin dinine aykırı davranmış ve ortaya yeni bir din çıkarmış bulunuyorsun! Doğrusu, benim sana tâbi olacağımı umman, şaşılacak şeydir!” demiş; Peygamberimiz Aleyhisselâm bir gün de halk ile birlikte Kâ’be'nin içine girmek isteyince, Kâ’be'nin kayyımı olan Osman b. Talha Peygamberimiz Aleyhisselâma karşı çok kaba ve katı davranmış, Kâ’be'ye girmesine engel olmuştu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm onun bu uygunsuz davranışını sükûnetle karşılamış ve: “Ey Osman! Umarım ki; bir gün sen beni bu anahtarı nereye istersem koyacağım, kime istersem vereceğim bir mevkide de göreceksin!” buyurmuştu.
Osman b. Talha: “O zaman Kureyş mahvolmuş, kıymetten düşmüş olur!” demişti.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Bilakis, asıl o zaman Kureyş yaşayacak ve kıymetlenecektir!” buyurmuştu.
Osman b. Talha, vaktiyle kendisinin Peygamberimiz Aleyhisselâma söylemiş olduğu sözünü ve Peygamberimiz Aleyhisselâmın da kendisine söylemiş olduğu sözü hatırladı ve: “Şehâdet ederim ki; sen, hiç şüphesiz, Allah'ın Resûlüsün!” dedi.
1 Nisa: 58 ↩ metne dön
2 Vâkıdî, Megâzî, c:2, s: 838; Ezrakî, Ahbâru Mekke, c.1, s.114,265,267; İbn İshak-İbn Hişam, Sîre, c.4, s.55; Kastalânî, Mevâhib, c.1, s: 204 ↩ metne dön
Kaynak: Herkul.org · Necdet İçel