Peygamberimiz Aleyhisselâmın Gömleğini Baş Münâfıka Vermesinin ve Cenaze Namazını Kıldırmasının Hikmeti
Baş münafık Abdullah b. Übeyy b. Selûl, Hicretin 9. yılı Şevval ayının sonuna doğru hastalandı. Hastalığı yirmi gece sürdü. Zilkade ayında öldü.
Abdullah b. Übeyy ölünce, oğlu Abdullah Peygamberimiz Aleyhisselâma gelip: “Yâ Rasûlallah! Abdullah b. Übeyy öldü. Gömleğini ver de onu senin gömleğinin içine sarıp kefenleyeyim. Cenaze namazını kıl ve yarlıganması için de Allah'a dua et!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm sırtından gömleğini çıkarıp ona verdi ve: “Cenaze hazırlanınca bana haber ver, cenaze namazını da kılayım” buyurdu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, Abdullah b. Übeyy'in yıkanmasında da, kefenlenmesinde de bulundu. Cenazesi, cenazelerin konulacağı yere, musallaya götürülüp konuldu.
Abdullah b. Übeyy'in oğlu Abdullah cenazenin namaz için hazırlandığını Peygamberimiz Aleyhisselâma haber verdi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm kalkıp namazgaha gitti. Cenaze namazını kıldırmak üzere ileri vardığı sırada, Hz. Ömer Peygamberimiz Aleyhisselâmın elbisesinden tutup çekti. Önüne varıp dikildi.
Abdullah b. Übeyy'in kötülük yaptığı günleri birer birer sayarak: “Yâ Rasûlallah! Filân gün şöyle, filân gün şöyle söyleyen Allah düşmanı Abdullah b. Übeyy üzerine mi namaz kılacaksın!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm gülümsüyordu. Hz. Ömer sözü çoğalttığı ve: “Bunun namazı senin neyine gerek? Allah seni münafıklar üzerine, şu adamın üzerine namaz kılmaktan nehyetmedi mi?” dediği zaman, Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Ben iki şeyden birini tercih etmekte serbest bırakılmış ve ben de tercihimi yapmış bulunuyorum. Bana Yüce Allah tarafından,
'Onlar için ister mağfiret dile, ister dileme! Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen de, Allah onları yarlığamayacaktır’ buyuruldu.
Eğer ben yetmişi arttırınca bunun yarlıganacağını bilseydim, muhakkak arttırır, yarlıganmasını sağlardım!” buyurdu.
Sonra da, onun üzerine cenaze namazı kıldı. Ashab da, Peygamberimiz Aleyhisselâmla birlikte kıldılar.
Mücemmi' b. Câriye: “Resûlullah Aleyhisselâmın cenaze üzerinde Abdullah b. Übeyy'inki kadar vakti uzattığını hiç görmemiştim. Sonra, kabre ulaşıncaya kadar gittiler.
Cenazesi Nubayt hanedanı katında bulunan ve üzerinde kendilerinin cenazeleri taşınan tabutun üzerinde taşınmıştı” demiş; Enes b. Malik de, Abdullah b. Übeyy'in uzun boylu oluşundan ötürü ayaklarının tabuttan dışarı çıkmış olduğunu gördüğünü söylemiştir.
Amr b. Ümeyyetü'd-Damrî der ki: “Abdullah b. Übeyy'in tabutuna yaklaşalım diye ne kadar uğraşmıştık da, Benî Kaynukalardan ve başkalarından olan; Sa'd b. Huneyf, Zeyd b. Uusayt, Selâme b. Humam, Numan b. EbuÂmir, Râfi' b. Harmele, Malik b. Ebi Nevfel, Dâis, Süveyd... gibi, içlerinde belli münâfıkların en kötülerinin bulunduğu birtakım kimseler, tabutun üzerine üşüşerek bizim tabuta yaklaşmamıza engel olmuşlardı.
Abdullah b. Übeyy'in oğlu Abdullah'a, bunları görmek kadar ağır gelen, can sıkan birşey yoktu. Onlara karşı kapıyı kapardı! Abdullah b. Übeyy ise, onlardan başkası benim yanıma yaklaşmasın der, bunlardan her birine de: 'Vallahi, sen bana susuzluğa karşı sudan daha sevgilisin!’ derdi.
Bunlar da: 'Keşke, sana biz canlarımızı, çocuklarımızı ve mallarımızı feda etseydik!' derlerdi.” Peygamberimiz Aleyhisselâm, Abdullah b. Übeyy'in tabutunun yanında, kabre kadar yürüdü.
Münâfıklar Abdullah b. Übeyy'in kabrinin başına gelip durdukları zaman, Peygamberimiz Aleyhisselâm onları gözucuyla süzüyordu. Münâfıklar kabrin içine girmek için birbirlerinin üzerine yığıldılar. Bağırmalar, çığlıklar yükselmeye başladı.
Ubâde b. Sâmit, onları bu tutum ve davranışlarından men etmek için: “Resûlullahın yanında seslerinizi kıssanıza!” dedi. O sırada münâfıklardan Dâis de kabre inmek isterken burnundan yaralanıp kan akmaya başlayınca bir köşeye çekildi.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın Abdullah b. Übeyy'in cenazesinde bulunduğunu, cenaze namazını kıldığını ve kabrinin başında durduğunu görünce, Abdullah b. Übeyy'in kavminden olup Müslüman olan fazilet sahibi bazı sahabiler; Abdullah b. Übeyy'in oğlu Abdullah ile Sa'd b. Ubâde b. Sâmit ve Evs b. Havlî, kabrin içine indiler. Peygamberimiz Aleyhisselâm da, yanında dikilen Evs ve Hazrec büyüklerinden bazı sahabiler de, Abdullah b. Übeyy'in cesedinin kabre nasıl konulacağını onlara elleriyle gösterdiler.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, cenaze gömülünceye kadar kabrin başında ayakta durdu. Abdullah b. Übeyy'in oğlu Abdullah'a da orada başsağlığı dileyip, oradan geri döndü.
Peygamberimiz Aleyhisselâma gömleğini baş münafık Abdullah b. Übeyy b. Selûl'e niçin verdiği ve onun cenaze namazını niçin kıldığı sorulduğu zaman, Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Gömleğim ve onun üzerine kıldığım namazım onu Allah'tan, Rabbimden gelecek azabdan kurtarmayacaktır! Fakat ben bu sayede onun kavminden bin kişinin Müslüman olmasını umuyorum” buyurdu.
Abdullah b. Übeyy'in böyle Peygamberimiz Aleyhisselâmın gömleğinden ve üzerine kılacağı namazdan şifa ve şefaat dilemiş olduğunu gören Hazrecîlerden bin kişi, müşrikliği bırakarak Müslüman oldular.
1 Tevbe: 80 ↩ volver al texto
2 Vâkıdî, Megâzî, c:3, s:1057-1058; Ahmed b. Hanbel, c:1, s:18; Buhârî, c:2, s:76; Müslim, Sahîh, c:4, s:1865; Diyarbekrî, Târıh, c:2, s:140 ⋆Necran Kâbesi, Benî Jodülmedan b. Deyyânü'l-Hârisılerin yaptırıp tazim ettikleri bir kilise olup, kilisenin kubbesi üçyüz deri ile kaplanmıştı. Kilise, Necran nehri üzerinde bulunuyor, nehirden on bin altınlık bir gelir sağlanıyordu. ↩ volver al texto
Fuente: Herkul.org · Necdet İçel