Ebu Süfyan b. Harb'in İçinden Geçirdiği Bir Kuruntudan Dolayı Uyarılışı
Ebu Süfyan b. Harb Mescid-i Haram'da oturuyorken, Peygamberimiz Aleyhisselâmın önde, Müslümanların da arkasından Peygamberimiz Aleyhisselâmın izince yürüdüklerini görünce:
“Muhammed için askerler toplasam mı, şu adamla yine çarpışmaya dönsem mi, ne yapsam ki!” diye içinden kurmaya başlamıştı.
O sırada, Peygamberimiz Aleyhisselâm gelip onun başucuna dikildi ve iki küreği arasına eliyle vurarak: “Allah o zaman da yine seni hor, hakir kılar!” buyurdu.
Ebu Süfyan, başını kaldırıp, başucuna Peygamberimiz Aleyhisselâmın dikildiğini görünce: “Şu ana kadar, senin gerçekten peygamber olduğuna kanaat getirememiştim. İçimden geçirdiğim kuruntulardan dolayı Allah'a tevbe ediyor, O'ndan yarlıganmak diliyorum!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam; öğle vakti girince, Kâ’be'nin üzerine çıkıp ezan okumasını, Bilâl-i Habeşî'ye emretti.
Kureyş müşriklerinin ileri gelenlerinden birçokları, öldürülmelerinden korkarak dağların başlarına kaçmışlar ve gizlenmişlerdi.
Onlardan, eman dileyen bazılarına da eman verilmiş bulunuyordu.
Ezan okunduğu sırada, Ebu Süfyan b. Harb, Attâb b. Esîd, Hâris b. Hişam ve daha başkaları, Kâbe'nin yanında oturuyorlardı.
Bilal-i Habeşî sesini olanca gücüyle yükselterek ezan okumaya başladı.
Kureyşlilerden bazıları: “Ey Allah'ın kulları! Kâ’be'nin üzerinde ezan okumak, bu kara köleye mi düştü?” dediler.
Bazısı da, Allah'ın ona gazab edeceğini ve bu işi değiştireceğini söylediler.
“Eşhedü enne Muhammederresûlullah=Şehâdet ederim ki, Muhammed Allah'ın resûlüdür!” şehadeti üzerine, Ebu Cehil'in kızı Cüveyriyye: “Hayatıma yemin ederim ki; senin adın, sanın yükseldi!
Namazı kılarız, amma, vallâhi, sevdiklerimizi öldürenleri hiçbir zaman sevmeyeceğiz! Muhammed'e gelen peygamberlik, babama da gelmişti! Fakat o bunu reddetmiş, kavmine aykırı davranmak istememişti!” dedi.
Halid b. Esîd: “Kim bu seslenen?” diye sordu. “Bilâl b.Rebah!” dediler.
Halid b. Esîd: “Ebu Bekir'in Habeşli kölesi mi?” diye sordu. “Evet!” dediler.
Halid b. Esîd: “Nerede sesleniyor?” diye sordu. “Kâ’be'nin üzerinde!” dediler.
Halid b. Esîd: “Onu Kâ’be'nin üzerine Ebu Talha oğulları mı çıkardı?” diye sordu. “Evet!” dediler.
Halid b. Esîd: “O neler söylüyor?” diye sordu. “'Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden resûlullah=Şehâdet ederim ki; Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur! Yine şehâdet ederim ki; Muhammed Allah'ın kulu ve resûlüdür!' diyor” dediler.
Halid b. Esîd: “Allah'a şükürler olsun ki; babam Üseyd'i [Esîd'i] öldürdü de, ona bu günü göstermemek, şu hoşlanmayacağı sesi işittirmemek lutfunda bulundu!” dedi.
Esîd, Mekke'nin fethinden bir gün önce ölmüştü.
Hâris b. Hişam: “Vallâhi, onun gerçekten peygamber olduğunu bilseydim, muhakkak, kendisine tâbi olurdum!” dedi.
Hâris b. Hişam'a: “Muhammed'in putlan adamlara nasıl kırdırdığını ve şu kara köleyi Kâ’be'nin üzerinde nasıl bağırttığını görmüyor musun?” denildiği zaman da: “Eğer Allah böyle olmasını istemeseydi, elbette onu değiştirirdi!” dedi.
Hakem b. Ebi'l-Âs: “Vallahi, bu, büyük bir hadisedir: Benî Cumahların kölesi çıksın da, Ebu Talhalara ait Beytullah üzerinde anırsın! Olur şey değil!” dedi.
Süheyl b. Amr: “Eğer Allah buna gazaplanırsa, muhakkak, onu değiştirir! Eğer buna razı olursa, onu yerleştirir!” dedi.
Ebu Süfyan b. Harb ise: “Ben birşey söylemeyeceğim! Eğer birşey söyleyecek olursam, şu kumlar, söylediğimi Muhammed'e haber verirler!” dedi.
Cebrâil Aleyhisselâm, gelip, bunların söylediklerini Peygamberimiz Aleyhisselâma haber verdi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, onların yanına varıp üzerlerine dikildi ve: “Ben sizin söylediklerinizi biliyorum.
Ey filân! Sen şöyle söyledin! Ey filân! Sen şöyle söyledin! Ey filân! Sen de şöyle söyledin!” buyurarak, onların söylediklerini kendilerine birer birer haber verdi.
Ebu Süfyan: “Yâ Rasûlâllah! İyi ki, ben birşey söylemedim!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm gülümsedi.
Hâris b. Hişam ile Attâb b. Esîd: “Biz şehâdet ederiz ki; sen Allah'ın Resûlüsün! Çünkü vallâhi, bu söylediklerimize, yanımızdakilerden başka hiç kimse vâkıf değildi! Söylediklerimiz, sana herhalde Allah tarafından haber verilmiştir!” dediler.
Mücahidlerin Fetih Gecesini Zikir ve İbadetle Geçirmeleri
Mücahidler, Mekke'yi fethettikleri günün gecesinde, sabaha kadar tekbir, tehlil getirmekten, Kâ’be'yi tavaftan geri durmadılar.
Bunu gören Ebu Süfyan, karısı Hind'e: “Sen bunun Allah'tan olduğu kanaatindemisin?” diye sordu.
Hind: “Evet! Bu, Allah tarafından olan bir iştir!” dedi.
Ertesi günü, sabaha çıkınca, Ebu Süfyan erkenden Peygamberimiz Aleyhisselâmın yanına geldi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ona: “Sen Hind'e, 'Bunun Allah'tan olduğu kanaatindemisin?'diye sordun. O da, 'Evet! Bu, Allah tarafından olan bir iştir!' dedi” buyurdu.
Ebu Süfyan: “Şehâdet ederim ki; Sen Allah'ın Resûlüsün! Varlığım Kudret Elinde bulunan Allah'a andolsun ki; bu sözümü Allah ile Hind'den başka, insanlardan hiçbir kimse işitmemiştir!” dedi.
1 Suyûtî, Hasâisü'l-kübrâ, c:2, s:85 ↩ volver al texto
2 Ezrakî, Ahbâr, c:1, s:274-275; İbn İshak-İbn Hişam, Sîre, c.4, s:56; Hindî, Kenzu'l-ummâl, c:10, s:536; Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c:7, s:137 ↩ volver al texto
3 Zürkânî, Mevâhibü'l-ledünniye Şerhi, c:2, s:320 ↩ volver al texto
Fuente: Herkul.org · Necdet İçel