Yahudî Bilginlerinin Birtakım Sorular Sorarak Peygamberimiz aleyhisselâmı Oyalamaya Çalışmaları
Rivâyete göre İbn Abbas demiştir ki: “Bir gün, Yahudî bilginlerinden bir topluluk, Resûlullah aleyhisselâma geldiler:
'Ey Ebu'l-Kâsım Ey Muhammed! Peygamberden başka kimsenin bilemeyeceği dört şeyi sana soracağız. Sen bunu yapar (sorularımızı cevaplarsan, biz sana tâbi olur, seni doğrular, sana inanırız dediler. Resûlullah aleyhisselâm, onlara: 'Siz istediğiniz şeyi sorunuz. Eğer ben sizin sorduğunuz şeyi söyler, size haber verirsem, beni doğrulayacağınıza, İslâmiyet üzere bana tâbi olacağınıza Allah ahd ve misâkıyla ve Yâkub aleyhisselâm'un oğullarından aldığı söz üzere söz veriniz' buyurdu.
Yahudî bilginleri: 'Olur.
1. Tevrat indirilmeden önce, İsrâil'in (Yâkub aleyhisselamın) kendisine haram kıldığı yemeğin hangisi olduğunu bize haber ver?
2. Kadının dölsuyu, erkeğin dölsuyu nasıldır, bize haber ver?
3. Dölsuyundan erkek nasıl olur ve dişi nasıl olur, bize haber ver?
4. Son zamanda gelecek olan şu ümmî peygamberin uykusu nasıldır ve meleklerden dostu hangi sidir, bize haber ver?' dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Ben sorduğunuz şeyleri size haber verecek olursam muhakkak bana tâbi olacağınıza, Allah ahdiyle söz veriniz’ buyurdu.
Yahudî bilginleri Resûlullah aleyhisselâma istediği sözü verdiler.
Bunun üzerine, Resûlullah aleyhisselâm:
'Musa'ya Tevrat'ı indiren Allah aşkına, Allah'ın İsrâil oğullarıyla geçen günleri aşkına! Siz İsrâil (Yâkub aleyhisselâmın)'in şiddetli bir hastalığa tutulup hastalığının uzaması üzerine, Yüce Allah şifa verirse hastalığından kurtarırsa kendisine en sevdiği içeceği ve en sevdiği yiyeceği haram kılmayı adadığını ve en sevdiği yiyeceğin deve eti, en sevdiği içeceğin de deve sütü olduğunu bilmez misiniz?' diye sordu.
Yahudî bilginleri: 'Allah için, evet!’ dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Allah'ım! Onların üzerine şahit ol!' dedi.
'Musa'ya Tevrat'ı indiren ve Kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah aşkına! Erkeğin dölsuyunun beyaz ve yoğun, kadının döl suyunun ise sarı ve ince olduğunu; Erkeğin dölsuyu kadının dölsuyuna üstün gelirse, Allah'ın izniyle çocuğun erkek olup ona benzediğini; Kadının dölsuyu erkeğin dölsuyuna üstün gelirse, Allah'ın izniyle çocuğun kız olduğunu bilmezmisiniz?' diye sordu.
Yahudî bilginleri: 'Allah için, evet!’ dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Allah'ım! Onların üzerine şâhit ol!' dedi ve:
'Tevrat'ı Musa'ya indiren Allah aşkına! Şu ümmî olan peygamberin gözünün uyuduğunu, fakat kalbinin uyumadığını bilmez misiniz?' diye sordu.
Yahudî bilginleri: 'Allah için, evet!’ dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Allah'ım! Şâhit ol!'dedi.
Yahudî bilginleri: 'Şimdi, sen bize, meleklerden dostun olanı da söyle! Onun hakkında seninle ya birleşiriz, ya da ayrılırız' dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Benim dostum Cebrâil aleyhisselâmdır. Allah hiçbir peygamber göndermemiştir ki, Cebrâil aleyhisselâm onun dostu olmasın!' buyurdu.
Yahudî bilginleri: 'İşte, biz bu hususta senden ayrılırız! Eğer senin dostun ondan başka bir melek olsaydı, muhakkak sana uyar ve seni doğrulardık’ dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Sizin onu doğrulamanıza engel olan nedir?' diye sordu.
Yahudî bilginleri: 'O, bizim düşmanımızdır’ dediler.
Resûlullah aleyhisselâm: 'Allah aşkına! Allah'ın İsrâil oğullarıyla geçen günleri aşkına! Siz bana Cebrâil'in geldiğini bilmezmisiniz?' diye sordu.
Yahudî bilginleri: 'Allah için, evet! Biliriz! Fakat, ey Muhammed! O bize düşmandır! O ancak şiddet için, kan dökmek için gelen bir melektir. Eğer o böyle olmasaydı, biz sana tâbi olurduk' dediler.”
Bunun üzerine, inen âyetlerde şöyle buyuruldu:
“De ki: Kim Cibril'e düşmansa, bilsin ki; o Kur'ân'ı, kendisinden önceki kitabları tasdik edici ve mü'minlere bir hidâyet ve müjde kaynağı olmak üzere senin kalbine -Allah'ın izniyle- o indirmiştir. Her kim Allah'a, Allah'ın meleklerine ve peygamberlerine, Cebrâil ve Mîkâil'e düşman olursa, bilsin ki; Allah da, kâfirlerin düşmanıdır. Andolsun ki; Biz sana apaçık mu’cizeler indirdik. Bunları ancak fâsıklar inkâr ederler. Ne zaman bir andlaşma ile bağlansalar, içlerinden bir grup onu bozup atıverecek, öyle mi! Zaten onların çoğu inanmazlar.”
1 İbn İshak-İbn Hişam, Sîre, c:2, s:160-163,191-192; İbn Sa’d, Tabakât, c:1, s:174-175 ↩ mətnə qayıt
2 Bakara: 97-100 ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel