Benî Kurayza Lideri Ka'b b. Esed'in İtirafları ve Benî Kurayza Yahudîlerine Teklifleri
Benî Kurayza Yahudilerinin liderlerinden Kâ'b b. Esed:
“Ey Yahudî topluluğu! Şu gördüğünüz felâket başımıza gelip çatmış bulunuyor!
Ben size üç şey öneriyorum: Onlardan hangisini isterseniz, onu yapınız!” dedi.
Benî Kurayza Yahudîleri: “Nedir onlar?” diye sordular.
Kâ'b b. Esed: “Üç önerimden birisi; şu adama (Peygamberimiz Aleyhisselam kasd ediliyor) tâbi olur, kendisinin peygamberliğini doğrularız.
Vallâhi, belli olmuştur ki; o, sizin için gönderilmiş bir peygamberdir ve elbette Kitabınızda vasfını yazılı bulduğunuz zâttır.
Kendisine iman edecek olursanız, kanlarınızın, mallarınızın, çocuklarınızın, kadınlarınızın güvenliğini sağlamış olursunuz!
Bizi ona tâbi olmaktan alıkoyan, ancak Araplara karşı duyduğumuz kıskançlıktır ve onun İsrail oğullarından gelen bir peygamber olmayışındandır. Halbuki bu, Allah'a ait bir iştir. Ben onunla olan muahedeyi de istemeyerek bozdum.
Gerek bizim başımıza, gerek kendi kavminin başına gelen bütün belâlar, felâketler, ancak şu oturan adamın (Huyey b. Ahtab'ın demek istiyor) yüzündendir! Onun kavmi, bizden de düzgündü.
Muhammed, onlardan, kendisine tâbi olanlardan tek kişi bile bırakmadı, hepsini sürgün etti.
İbn Hıraş'ın yanınıza geldiği zaman size söylediği şeyler hatırınızda değil midir? O: 'Ben Şam gibi her türlü yiyeceği, içeceği getir diye istenilebilen bolluk bir yeri bırakıp su kırbasından, hurma ve arpadan başka birşeyi bulunmayan bir yere geldim!’ demişti.
Kendisine 'Bununla ne demek istiyorsun?' diye sorulunca, o:
'Şu kariyyeden (Mekke'den) bir peygamber çıkacaktır! Eğer ben sağ iken çıkarsa, ona tâbi olur, yardım ederim. Eğer benden sonra çıkarsa, siz ona karşı hile ve aldatma yoluna gitmekten sakınınız! Ona tâbi olunuz! Onun yardımcıları ve dostları olunuz! Böylece, her iki Kitâba, hem önceki, hem sonraki Kelâmlara iman etmiş olursunuz!' dememiş mi idi?
Gelin, ona tâbi olalım. Getirip tebliğ ettiği şeyleri doğrulayalım da, kanlarımızı, çocuklarımızı, kadınlarımızı ve mallarımızı güvenliğe ve selâmete çıkaralım. Onun yanında, sahabîleri mevkiinde bulunalım” dedi.
Benî Kurayza Yahudîleri: “Biz, bizden başkasına tâbi olmayız! Biz, Kitab ve peygamber sahibi bir topluluğuz. Biz, bizden başkasına tâbi olmayız! Biz hiçbir zaman ne Tevrat'ın hükmünden ayrılırız, ne de onu başka bir kitabla değiştiririz!” dediler.
Kâ'b b. Esed: “Madem benim bu önerimi kabul etmiyorsunuz, geliniz, çocuklarımızı ve kadınlarımızı öldürelim, arkamızda bir ağırlık bırakmayalım, sonra da kılıçlarımızı sıyırıp Muhammed ile ashabının üzerine yürüyelim. Allah aramızda hükmünü verinceye kadar Muhammed'le çarpışalım! Ölürsek, arkamızda korkacağımız bir nesil bırakmamış olarak ölmüş oluruz.
Eğer gâlip olursak, vallâhi, yeniden kadınlar edinebilir, evlatlar yetiştirebiliriz” dedi.
Benî Kurayza Yahudîleri: “Şu zavallıları ellerimizle öldüreceğiz ha? Onları öldürdükten sonra, bizim için, yaşamanın ne hayrı, ne kıymeti kalır?” dediler.
Huyey b. Ahtab, Kâ'b b. Esed'in bu husustaki teklifine güldü ve: “Şu zavallıların günahı nedir (ki öldürülecekler)!” dedi.
Kâ'b b. Esed: “Eğer bu öneriyi de kabul etmiyorsanız, bu gece Cumartesi gecesidir! Bu gecede, Muhammed ile ashabı herhangi bir harekette bulunmayacağımızdan emin ve gâfil, hazırlıksız bulundukları bir sırada, ansızın kaleden aşağı inerek Muhammed ile ashabı hakkındaki matlubumuza nâil olabiliriz!” dedi.
Benî Kurayza Yahudîleri: “Biz demek bu gece birşeyler yapacağız, Cumartesi çalışma yasağımızı bozacağız ha! Sen de bilirsin ki: Bizden önce kim böyle birşey yaptıysa, muhakkak mesh (hayvana çevrilme) felâketine uğramıştır!” dediler.
Bunun üzerine, Kâ'b b. Esed: “İçinizden hiçbir adam, anasından doğalı beri, zaman boyunca, bir gece bile gecelememiştir!” dedi.
Huyey b. Ahtab: “Ben seni buna, Kureyşîler ve Gatafanlarla birlikte çarpışmada bulunmak üzere davet etmiştim de, Cumartesi gününün yasaklığını bozmuş olmayı ileri sürerek yanaşmamıştın! Eğer sen benim sözümü dinleseydin, Yahudîler de dinlerler ve bu işi yaparlardı” dedi.
Benî Kurayza Yahudîleri: “Biz Sebt gününün yasaklığını bozamayız!” diyerek bağırıştılar.
Nebbaş b. Kays: “Onları ansızın nasıl baskın yapıp öldürürüz? Sen onların her gün işlerinin şiddetlendiğini görmüyor musun? Onlar önceleri ancak çarpışmak için gündüzleri bizi kuşatıyor, geceleri dönüp karargâhlarına gidiyorlardı. O zaman, sen, 'Onlar bizi geceleri de kuşatacak olurlarsa, halimiz nice olur?' diye bir söz söylemiştin.
İşte, şimdi onlar gece ve gündüz bizden ayrılmıyorlar!
Nasıl ve ne gibi bir baskınla onları öldürebileceğiz! Bu, doğrusu, büyük ve çetin bir öldürülme hadisesidir! Bir belâ ve ibtilâdır ki, bize takdir ve hükmedilmiştir!” dedi.
Birbirlerine ileri geri sözler söylemeye başladılar. Elleri yanlarına düştü. Yaptıklarına son derecede pişman oldular.
1 İbn İshak- İbn Hişam, Sîre, c:3, s:246-247; Vâkıdî, Megâzî, c:2, s:502 ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel