PEYGAMBERLERİN MU’CİZEYE İHTİYACI
Peygamberlerin, peygamberlik vazifesine başladıkları ilk zamanlarında, kendilerinden şüpheleri izale için Allah tarafından vazifelendirildiklerinin bir alameti olsun diye bazı işaretlere, mu’cizilere ihtiyaç duyabilirler.
Efendimiz aleyhisselam, kendisine ilk vahiy geldikten sonra korkmuş ve Hz. Hatice’ye başından geçenleri anlatmış ve “Şüphesiz ben, kahin olmaktan korkuyorum” diye buyurmuştu.
Büyük araştırmacı Muhammed Hamidullah der ki; “Bütün hürmetimle, Hz. Peygamber aleyhisselam, peygamberliğinin başlangıcında mu’cizeye ihtiyaç duymuş olabilir, fakat peygamberliğinin kemalinde böyle bir ihtiyaç duymamıştır, diyebilirim.”
Peygamberlerin kendilerinin de mu’cize göstermeye ihtiyacı olup olmaması meselesinde de ayrı farklı görüşler mutâlâa edilmiş ise de, “Peygamber aleyhisselamın hüznü, kavminin kendisini yalanlamasından dolayıdır; binaenaleyh, mu’cize istemesi kendisi için değil, aksine onlar içindi” diye Kâdı iyaz’ın bir değerlendirmesi vardır.
Efendimiz aleyhisselâm da bir insan olduğundan, beşeriyetinin gereği olarak yer yer üzülür ve pâk olan kalbi kırılırdı. Müşriklerin hakaretleri, fiilî ezâ ve cefâ vermeleri karşısında O’da mahzun olurdu. Yasin suresinde de geçtiği gibi Cenab-ı Hak Efendimiz aleyhisselâma teselli verirdi.
Hz. Enes, Hz. Ali ve Hz. Ömer’in, üç şanlı sahabenin verdiği habere göre; “Resuli Ekrem aleyhisselam kafirlerin kendisini yalanlamasından çok müteessir olarak gayet mahzun idi. Mahzuniyeti içinde gönlünü Allah’a açarak; “Ya Rabbi, bana bir ayet (mu’cize) gösterki ondan sonra beni yalanlayanlara hiç aldırmayayım.” Hz. Enes’in rivayetinde;”Hz. Cebrail hazır idi. Vadi kenarında bir ağaç vardı. Hz. Cebrail’in ilanı ile Resuli Ekrem aleyhisselatü vesselam o ağacı çağırdı; Ağaç O’nun yanına geldi. Sonra git dedi. Ağaç tekrar gitti yerine yerleşti.
∞∞
1 İbn Sa’d, Tabakât, c:1, s:194-195 ↩ metne dön
2 Muhammed Hamidullah, Hadis tarihi ve Sahife-i Hammâm Bin Münebbih, s:13-14 ↩ metne dön
3 Kâdî İyaz, eş-Şifa, c:1; s:255-256 ↩ metne dön
4 Yâsin:76 ↩ metne dön
5 İbn Mâce, Fiten, 23; Beyhâkî, Delâil’ü -Nübüvve c:6; s:13 ↩ metne dön
Kaynak: Herkul.org · Necdet İçel