Peygamberimiz Aleyhisselâmın Kureyş Müşriklerinden Yedi Kişi Aleyhinde Dua Edişi
Abdullah b. Mes'ud der ki: “Peygamber aleyhisselâm, Beytullah'ın yanında durup namaz kılıyordu. Kureyşîlerden birtakım kimseler; Ebu Cehil ve arkadaşları, ki onlar: Ebu Cehil b. Hişam, Şeybe b. Rebia, Utbe b. Rebia, Ukbe b. Ebi Muayt, Ümeyye b. Halefve daha başka iki kişiden oluşan yedi kişilik bir topluluktu.
Hicr'de, Peygamber aleyhisselâmın çevresinde oturuyorlardı. Bir gün önce bir dişi deve boğazlanmıştı; onun dölyatağı ve işkencesinin pisliği, tersi, yakın bir yerde bulunuyordu. Peygamber aleyhisselâm secdesini uzattı. Müşriklerin içlerinden birisi, Ebu Cehil: 'Görmüyor musunuz şu mürâiyi (gösterişçiyi)? Hanginiz varıp filan oğullarının boğazlanan devesinin dölyatağını, işkembe içindeki tersini, kanını getirir ve secdeye vardığı zaman Muhammed'in sırtına, iki omuzunun arasına koyar? diye sordu.
Oradakilerin en şakîsi, en bedbahtı olan Ukbe b. Ebi Muayt 'Ben yaparım' dedi. Hemen kalkıp gitti. Dölyatağını, işkembe içindeki tersini alıp getirdi. Peygamber aleyhisselâmın secdeye gitmesini bekledi. Secdeye vardığı zaman, onları Peygamber aleyhisselâmın iki omuzunun arasına koyunca, gülmeye başladılar. Katıla katıla gülmekten, (yere yıkılmamak için) birbirlerinin üzerine eğildiler, dayandılar! Peygamber aleyhisselâm secdeden ayrılmıyor, başını kaldırmıyordu, Ben ise, hiçbir işe yaramıyor, ayakta dikilip duruyor, sadece ona bakıyordum.
Konuşmaya bile gücüm yetmiyordu. Beni koruyacak kavim ve kabilem yoktu. Ne olurdu, o zaman, koruyacak bir gücüm ve koruyucum olaydı da, Resûlullah aleyhisselâmın sırtından onları hemen kaldırıp ataydım! Nihayet, bir insan gidip Fâtıma'ya haber verdi. Fâtıma o zaman küçük bir kızdı. Koşarak geldi Resûlullah aleyhisselâmın üzerinden, onları alıp attı. Bunu yapanlara ilendi. Ağır sözler söyledi.
Onlar Fâtıma'ya hiçbir karşılık vermediler. Peygamber aleyhisselâm, her zaman olduğu gibi, secdesini tamamlayıp başını kaldırdığı ve namazını bitirdiği zaman, Beytullah'a, Kâ’be'ye yöneldi. Sesini yükseltti. Kureyşilerden, içlerinde: Ebu Cehil, Ümeyye b. Halef, Utbe b. Rebia, Şeybe b. Rebia, Ukbe b. Ebi Muayt'ın da bulunduğuyedi kişi aleyhinde dua etti.
Resûlullah aleyhisselâmın üç kere:
'Ey Allah! Kureyş'i Sana havale ediyorum’
Ey Allah! Kureyş'i Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Kureyş'i Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Kureyş'ten şu topluluğu Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Ebu Cehl Amrb. Hişam'ı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Utbe b. Rebiayı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Şeybe b. Rebiayı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Ukbe b. Ebi Muayt'ı Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Ümeyye b. Halefi Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Velid b. Utbe'yi Sana havale ediyorum!
Ey Allah! Umâre b. Velid'i Sana havale ediyorum!' diyerek aleyhlerinde dua ettiğini işittikleri zaman, onların gülmeleri, gülüşmeleri birden kesilip gidiverdi.
Peygamber aleyhisselâmın onların aleyhlerinde dua etmesi çok ağırlarına gitti. Çünkü kendileri de, bu beldede yapılacak duanın muhakkak kabul olunacağı inancında idiler.
Bunun için, Peygamber aleyhisselâmın aleyhlerindeki duasından korktular. Muhammed aleyhisselâm a Kitabı indiren, Muhammed aleyhisselâmı hak dinle Peygamber gönderen, canım Kudret Elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki: Resûlullah'ın adlarını saymış olduğu bu kişilerin hemen hepsinin Bedir Günü öldürüldüklerini, yerlere serildiklerini, kuyuya atıldıklarını gördüm.
Çok sıcak bir gündü. Güneş onları değiştirmiş (kokutmuş) idi. Sonra onlar çukura, Bedir kuyusuna sürüklendiler, atıldılar!” Bundan sonra, Resûlullah aleyhisselâm Mescid-i Haram'dan çıktı. Ebu'l-Bahterî'ye rastladı.
Ebu'l-Bahterî'nin elinde bir sopa vardı. Ona dayanıyordu.
Ebu'l-Bahterî, Peygamber aleyhisselâmı görünce, onun benzi hiç de boşuna gitmedi. Kendisini tutup: “Gel! Bana söyle bakayım, sana ne oldu?” dedi.
Peygamber aleyhisselâm: “Bırak beni gideyim!” buyurdu. Ebu'l-Bahterî: “Sen bana ya halini bildireceksin, ya da, Allah bilir ki, seni bırakmayacağım! Muhakkak senin başına birşeyler gelmiş!” diyerek, halini sordu.
Peygamber aleyhisselâm, Ebu'l-Bahterî'nin söyletmedikçe kendisini bırakmayacağını anlayınca: “Ebu Cehil benim üzerime pislik atılmasını emretti” diyerek, kendisine yapılanı ona haber verdi. Bunun üzerine, Ebu'l-Bahterî: “Haydi, gel benimle birlikte Mescid'e!” dedi.
Peygamber aleyhisselâm gelmek istemeyince, Ebu'l-Bahterî tutup onu zorla Mescid'e koydu. Mescid'e girince, Ebu Cehil'e yönelerek: “Ey Hakem'in babası! Muhammed'in üzerine pislik atılmasını sen mi emrettin?” diye sordu.
Ebu Cehil: “Evet!” der demez, elindeki sopayı kaldırıp Ebu Cehil'in başına vurdu! Orada bulunan adamlar; Ebu Cehil'in mensup bulunduğu Mahzum oğullarıyla, Ebu'l-Bahterî'nin mensup bulunduğu Esed b. Abduluzzâ oğulları, yerlerinden sıçrayıp birbirlerinin üzerine atıldılar.
Ebu Cehil: “Yazıklar olsun sizlere! Sizin şu davranışınız kimin için olmuş (kimin işine yaramış) oluyor? Muhammed ancak aranıza düşmanlık sokup kendisinin ve ashabının kurtulmasını istiyor”diyerek bağırdı.
1 Ahmed b. Hanbel, Müsned, c:1, s:393-397-41;Buhârî, Sahîh, c:1, s:65-131-132; Ebu Nuaym , Delâilü'n-nübüvve, c:1, s:209, 267,279; Beyhakî, Delâil, c:2 , s:274, 280; Nesai, c:1, s:162; Heysemî, c:6, s:17-18; Diyarbekrî, Hamis, c:1, s: 286; Zehebî, Târıhu'l-İslâm, s:217 ↩ volver al texto
Fuente: Herkul.org · Necdet İçel