Rahip Bahîra'nın Peygamberimiz aleyhisselâm Hakkındaki Teşhisi ve Ebu Tâlib'i Uyarışı
Rahip Bahîrâ; Peygamberimiz aleyhisselâmı görür görmez, ona dikkatli dikkatli bakmaya ve bedeninden bazı uzuvlarını süzmeye başladı.
Peygamberimiz aleyhisselâma baktıkça, kitabda yazılı sıfatları onda buluyordu.
Cemaat yemeklerini yiyerek dağıldıkları zaman, Bahîra, Peygamberimiz aleyhisselâmın yanına gelip: “Ey çocuk! Ben sana bazı şeyler soracağım. Lât ve Uzzâ hakkı için, sorularımı cevaplandır!” dedi.
Bahîrâ; Lât ve Uzzâ adına yemin ettiklerini, and içtiklerini Kureyşilerden işittiği için, Peygamberimiz aleyhisselâma da böyle and vermişti.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Lât ve Uzzâ adına yemin vererek bana birşey sorma! Vallahi, ben, hiçbir şeyden, onlardan nefret ettiğim kadar nefret etmem!” dedi.
Bahîra: “Öyle ise, Allah aşkına, sana soracağım şeyler hakkında bana cevap ver!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Bana istediğini sor!” dedi.
Bunun üzerine, Bahîra; Peygamberimiz aleyhisselâma, uyku durumu ve bunlardan başka halleri ve işleri hakkında birçok sorular sordu.
Peygamberimiz aleyhisselâm da sorulara cevaplar verdi ki, hepsi de Bahîra'nın bildiği sıfatlara uyuyordu.
Bahîra, en sonunda, Peygamberimiz aleyhisselâmın sırtına da baktı. İki omuzu arasındaki peygamberlik hâteminin de, bildiği şekilde, yerli yerinde bulunduğunu gördü.
Rahip Bahîra, sorularını sorup bitirdikten sonra, Peygamberimiz aleyhisselâmın amcası Ebu Tâlib'in yanına geldi. Ona: “Bu çocuk senin neslinden midir?” diye sordu. Ebu Tâlib: “Oğlumdur” dedi.
Bahîrâ: “O, senin oğlun değildir! Bu çocuğun babasının sağ olması uygun değildir!” dedi.
Ebu Talib: “O, benim kardeşimin oğludur!” dedi.
Bahîra: “Babasına ne oldu?” diye sordu.
Ebu Tâlib: “Annesi buna hamile iken, babası öldü!” dedi.
Bahîra: “Doğru söyledin!” dedi. “Annesi ne oldu?” diye sordu.
Ebu Tâlib: “Öldü!” dedi. Bahîra: “Doğru söyledin!
Kardeşinin oğlunu hemen memleketine geri çevir! Yahudîlerin ona zarar vermelerinden sakın! Vallahi, Yahudîler onu görüp de benim onda bulunduğunu anladığım şeylerin onda bulunduğunu anlayacak olurlarsa, muhakkak onu öldürmeye kalkışırlar! Senin kardeşinin oğlunun çok büyük bir hal ve şanı olacaktır! Sen, onu memleketine götürmekte acele et!
Biz, onun son peygamber olacağını kitablarımızda ve atalarımızdan bize yapılan rivâyetlerde bulmuşuzdur! Bu hususta bizden ahd ve mîsaklarda alınmıştır!” dedi.
Ebu Tâlib: “Sizden bu mîsakları kim aldı ola?” deyince, Bahîra gülümsedi, sonra da: “Yüce Allah, onu İsa b. Meryem'e indirdiği kitabda aldı. Sen, eğlenip kalmayı azalt da, onu memleketine ve doğum yerine hemen döndür!” dedi ve: “Sen onun üzerine titrersin, değil mi?” diye sordu.
Ebu Tâlib: “Evet!” dedi.
Bahîra: “Vallahi, onu Şam'a götürecek olursan, artık kendisini hiçbir zaman ev halkına kavuşturamazsın! Muhakkak onu öldürmeye kalkarlar! Onlar buna düşmandırlar!
Kardeşinin oğlunu, sakın Yahudilerin bulunduğu oralara kadar götüreyim deme! Çünkü Yahudîler düşmanlık ehlidirler.
Bu çocuk, bu ümmetin peygamberi olacaktır!
Kendisi, Araplardandır. Halbuki, Yahudîler gelecek peygamberin İsrâil oğullarından olmasını isterler, bu çocuğu kıskanırlar.
Sen, kardeşinin oğlu hakkında onlardan sakın.
İyi bil ki, ben sana karşı üzerime düşen öğüt vazifesini yerine getirmiş bulunuyorum” dedi.
1 İbn Sa'd, Tabakât, c:11, s:155; Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c:1, s:170; Beyhakî, Delail’ü Nübüvve, c:2; s:27; Abdurrezzak, Musannef, c:5, s:318 ↩ volver al texto
Fuente: Herkul.org · Necdet İçel