Peygamberimiz Aleyhisselâm ın Göklere Çıkarılışı ve Orada Bazı Peygamberlerle Karşılaşıp Selâmlaşması
Cebrâil aleyhisselâm, Peygamberimiz aleyhisselâmı Beytü'l-Makdis'teki Sahra'nın (Sahre'nin) üzerine çıkardı.
Peygamberimiz aleyhisselâm, bakınca, orada, tabanı Sahra'da, tepesi semada, meleklerin inip çıktıkları, bakanların ondan daha güzel birşey görmedikleri bir Mi’rac'ın kurulu olduğunu gördü!
İbn İshak'ın (85-151 Hicrî), kendilerini herhangi bir kusurla kusurlayamayacağı kimselerin kendisine Ebu Saîd el-Hudrî'den rivâyet ettiklerini açıklayarak bildirdiğine göre:
Peygamberimiz aleyhisselâm buyurmuştur ki: “Beytü'l-Makdis'te olanlardan boşaldıktan sonra, Mi’rac'a götürüldüm. Ben, şimdiye kadar, ondan daha güzel birşey görmedim. O, öyle birşeydir ki; ölünüz, ölüm anında gözlerini ona diker! Âdem oğullarının ruhları, göklere onun üzerinde çıkarılır!”
Sahibim Cebrâil beni kanadının üstüne koydu, ona yükseltti.
Gök kapılarından, Hafaza diye anılan kapıya kadar çıkardı.”
Peygamberimiz aleyhisselâmın, Sidretül-Müntehâya kadar, göklere yükselişi hep bu Mi’raç ile olmuştur.
Dünya semasına varılınca, Cebrâil aleyhisselâm, o göğün kapısını çaldı. Bekçisi olan meleğe: “Aç!” dedi. “Kimdir o?” “Kimsin sen?” denildi. Cebrâil aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kimse var mı?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Yanımda Muhammed aleyhisselâm var!” dedi. “O (Mi’raç için), gönderildi mi?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Evet! Gönderildi” dedi.
Kapı açılıp dünya semasının üstüne çıktıkları zaman, orada oturan, sağında ve solunda birtakım karaltılar bulunan, sağına baktıkça gülen, soluna baktıkça da ağlayan bir zât ile karşılaşırlar.
Cebrâil aleyhisselâm, Peygamberimiz aleyhisselâm a: “Selâm ver ona!” dedi. Peygamberimiz aleyhisselâm selâm verdi. O da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selâmına mukabele etti ve “Hoşgeldin, safa geldin sâlih peygamber! Sâlih oğlum!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm, Cebrail aleyhisselâm a: “Kim bu?” diye sordu. Cebrail aleyhisselâm: “Bu, atan Âdem (aleyhisselâm)'dır. Sağındaki ve solundaki şu karaltılar da, onun soyundan gelen çocuklarının ruhlarıdır. Onlardan, sağında olanlar Cennetlik, solunda olan karaltılar da Cehennemliktirler! Sağına bakınca güler, soluna bakınca da ağlar!” dedi.
Sonra, ikinci kat göğe yükseldiler. Cebrâil aleyhisselâm o göğün kapısını çaldı. Bekçisine: “Aç!” dedi. “Kimdir o?” “Kimsin sen?” denildi. Cebrâil aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kimse var mı?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Muhammed aleyhisselâm var!” dedi. “O (Miraç için), gönderildi mi?” diye soruldu. Cebrail aleyhisselâm: “Evet!” deyince, göğün kapısı açıldı.
İkinci semada, teyze oğulları olan İsa b. Meryem ve Yahya b. Zekeriyya aleyhisselâmlarla karşılaştılar. Cebrâil aleyhisselâm: “Bunlar, Yahya ve İsa aleyhisselâm'dır. Selam ver onlara!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm selam verdi. Onlar da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selamına mukabele ettiler ve: “Hoş geldin, safa geldin salih kardeş! Sâlih peygamber!” dediler. Ve hayır dua ettiler.
İsa aleyhisselâm; orta boylu, hamamdan çıkmış gibi kırmızıya çalar ak benizli, düz saçlı ve yüzü çok benli idi.
Sonra, üçüncü kat göğe yükseldiler. Cebrâil aleyhisselâm göğün kapısını çaldı. Göğün bekçisine: “Aç!” dedi. “Sen kimsin?” denildi. Cebrâil aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kim var?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Muhammed aleyhisselâm var!” dedi. “O (Mi’raç için), gönderildi mi?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Gönderildi!” dedi.
Kapı açılınca, kendisine güzelliğin yarısı verilmiş olan Yusuf aleyhisselâmla karşılaştılar. Peygamberimiz aleyhisselâm: “Ey Cebrâil! Kim bu?” diye sordu. Cebrâil aleyhisselâm: “Bu, senin kardeşin Yusuf b. Yakub aleyhisselâm'dur! Selâm ver ona!” dedi. Peygamberimiz aleyhisselâm selâm verdi. O da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selâmına mukabele ettikten sonra: “Hoş geldin! Safa geldin! Sâlih kardeş! Sâlih peygamber!” dedi.
Sonra, dördüncü kat göğe yükseldiler. Cebrâil aleyhisselâm göğün kapısını çaldı. “Sen kimsin?” denildi. Cebrâil aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kimse var mı?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Muhammed aleyhisselâm var!” dedi. “O (Miraç için), gönderildi mi?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Gönderildi!” dedi. Göğün kapısı açılınca, İdris aleyhisselâmla karşılaştılar. Peygamberimiz aleyhisselâm, Cebrâil aleyhisselâm a: “Kim bu?” diye sordu. Cebrâil aleyhisselâm: “Bu, İdris aleyhisselâm'dır. Selâm ver ona!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm selâm verdi. O da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selamına mukabele ettikten sonra, Peygamberimiz aleyhisselâma: “Hoşgeldin! Safa geldin! Sâlih kardeş! Sâlih peygamber!” dedi. Ve hayır dua etti.
Bundan sonra, beşinci kat göğe yükseldiler. Cebrâil aleyhisselâm göğün kapısını çaldı. “Sen kimsin?” denildi. Cebrâil aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kimse var mı?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Muhammed aleyhisselâmvar!” dedi. “O (Miraç için), gönderildi mi?” diye soruldu. “Gönderildi!” cevabıyla mukabele edildi.
Göğün kapısı açılınca, orada Harun b. İmran aleyhisselâm'la karşılaştılar. Kendisi, ak saçlı, gür ve ak sakallı idi. Son derece güzel yüzlü idi. Peygamberimiz aleyhisselâm:
“Ey Cebrâil! Kim bu?” diye sordu. Cebrâil aleyhisselâm: “Bu, kavmi içinde sevdirilmiş Harun aleyhisselâm'dır! Selâm ver ona!” dedi. Peygamberimiz aleyhisselâm selâm verdi. O da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selâmına mukabele ettikten sonra, Peygamberimiz aleyhisselâma: “Hoşgeldin! Safa geldin sâlih kardeş! Sâlih peygamber!” dedi. Hayır dua etti.
Sonra, altıncı kat göğe yükseldiler. Cebrâil aleyhisselâm göğün kapısını çaldı. “Sen kimsin?” denildi. Cebril aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kimse var mı?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Muhammed aleyhisselâm var!” dedi. “O (Miraç için), gönderildi mi?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Gönderildi!” dedi.
Göğün kapısı açılınca, orada Musa(aleyhisselâm ile karşılaştılar. Musa aleyhisselâm; uzun boylu, esmer tenli, yüksek burunlu, kulaklarına kadar uzanan düz saçlı, hafif etli idi. Sanki Şenue kabilesi erkeklerinden biri! Peygamberimiz aleyhisselâm: “Ey Cebrâil! Kim bu?” diye sordu. Cebrâil aleyhisselâm: “Bu, kardeşin Musa b. İmran aleyhisselâm'dır! Selam ver ona!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm selâm verdi. O da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selâmına mukabele ettikten sonra, Peygamberimiz aleyhisselâma: “Hoşgeldin! Safa geldin! Sâlih kardeş! Sâlih peygamberin Ümmî peygamber!” dedi. Ve hayır dua etti.
Sonra, yedinci kat göğe yükseldiler. Cebrâil aleyhisselâm göğün kapısını çaldı. “Sen kimsin?” denildi. Cebrâil aleyhisselâm: “Cebrâil'im!” dedi. “Yanında kim var?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Muhammed aleyhisselâm var!” dedi. “O (Miraç için), gönderildi mi?” diye soruldu. Cebrâil aleyhisselâm: “Gönderildi!” dedi.
Göğün kapısı açılınca, orada İbrahim aleyhisselâmla karşılaştılar ki, kendisi sırtını Beyt-i Mâmur'a dayanış, Beyt-i Mamur'un kapısının önündeki bir kürsü üzerinde oturuyordu.
Beyt-i Mâmur'a her gün yetmiş bin melek girer, girenler de bir daha geri dönmezler.
Peygamberimiz aleyhisselâm, Cebrâil aleyhisselâma'a bunun ne olduğunu sordu. Cebrâil aleyhisselâm: “Bu, Beyt-i Mâmur'dur!” dedi. İbrahim aleyhisselâm için de: “Selâm ver ona!” dedi. Peygamberimiz aleyhisselâm selâm verdi. O da, Peygamberimiz aleyhisselâmın selâmına mukabele ettikten sonra, Peygamberimiz aleyhisselâma: “Hoşgeldin! Safa geldin! Salih oğlum! Sâlih peygamber!” dedi.
Kendisi, çok yaşlı, ulu ve heybetli bir zât idi. Ona, soyundan gelen çocuklarından simaca en çok benzeyeni de, Peygamberimiz aleyhisselâmdı. Peygamberimiz aleyhisselâm, Cebrâil aleyhisselâma: “Ey Cebrâil! Kim bu?” diye sordu. Cebrail aleyhisselâm da: “Bu, atan İbrahim aleyhisselâm dır!” dedi.
∞
1 İbn Esîr, Kâmil, c:2, s:52; İbn İshak-İbn Hişam, c:2, s:41, 44-45,48; Beyhakî, Delâil, c:2, s:383,391; Buhârî, c:1, s:92,248; C:4,S:248-249; Müslim, c:1, s:145-146,148,152; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c:1, s:207,209,257 ↩ back to text
Source: Herkul.org · Necdet İçel