Selman-ı Fârisî'nin Kölelikten Kurtarılışı için dikilen 300 hurma ağacı
Selman-ı Fârisî; İran İsbahan (İsfahan) halkından olup, Ammuriye'den Kelb kabilesi tacirleri tarafından Vadi'I-kura'ya getirilince, bir Yahudîye köle olarak satılmış, satın alan Yahudî de onu Medineli Kurayza oğulları Yahudîlerinden bir Yahudîye satmış; böylece o Medine'ye gelmiş bulunuyordu.
Hicretin 5. yılına kadar, yakasını kölelikten kurtaramadı.
Selman-ı Fârisî der ki: “Bir gün, Resûlullah Aleyhisselâm, bana: 'Ey Selman! Kendini kölelikten kurtarmak için, ağan (efendin) ile kesişme yapsan al' buyurdu.
Bunun üzerine, çukurlarını da kazmak şartıyla 300 hurma ağacı dikmek ve ayrıca 40 ukiyye (600 dirhem) altın vermek üzere, ağam (efendim) ile antlaştım.
Resûlullah Aleyhisselâm, ashabına: 'Kardeşinize yardım ediniz!' buyurdu.
Bunun üzerine, ashabın kimi on fidan, kimi yirmi fidan, kimi onbeş fidan, kimi on fidan; hülasa, herkes yanlarındaki hurma fidanları nisbetinde bana yardımda bulundular.
Nihayet, benim için gerekli 300 hurma fidanı toplandı.
Resûlullah Aleyhisselâm, bana: 'Ey Selman! Git de, şu fidanlar için çukurlar kaz! Çukurları kazıp bitirdiğin zaman bana gel de, onları ben kendi elimle dikeyim” buyurdu.
Hurma fidanları için çukurlar kazmaya başladım. Arkadaşlarım da bana yardım ettiler.
Çukurları kazıp bitirince, Resûlullah Aleyhisselâma gidip haber verdim.
Resûlullah Aleyhisselâm, hurma fidanı dikilecek yere benimle birlikte gitti. Biz, dikilecek hurma fidanlarını onun yanına yanaştırıyorduk.
Varlığım Kudret Elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki; (Resûlullah tarafından) dikilen hurma fidanlarından bir tane bile tutmayan, kuruyan olmadı, hepsi tuttu.
Böylece, hurma ağacından olan borcumu ödemiş oldum.
Ancak, dikilen fidanlardan birisi tutmamıştı. Resûlullah Aleyhisselâm: 'Kim dikti bunu?' diye sordu. 'Ömer!' dediler.
Resûlullah Aleyhisselam onu söküp kendisi tekrar dikti, o da tuttu. Bu suretle dikilen hurma fidanları yılında meyve vermeye başladı ve meyvesi yendi.
Üzerimde yalnızca mal, altın borcu kalmıştı.”
1 İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c:4, s:79-80; Semhûdî, Vefâu'l-vefâ, c:1, s:300; İbn Seyyid, Uyünu'l-eser, c:1, s:65 ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel