Yahudîlerin Peygamberimiz Aleyhisselâmı Zehirlemeye Kalkışmaları
Peygamberimiz Aleyhisselâmın Hayber'i fethedip dinlenmekte bulunduğu sırada, Sellâm b. Mişkem'in karısı Zeyneb: “Muhammed davar etinin neresini, hangi yerini yemeyi en çok sever?” diye sormuştu.
“Kol, kürek etini yemeyi çok sever!” denildi.
Zeyneb, Merhab'ın da kızkardeşi idi.
Zeyneb, Yahudilerle görüşüp konuştu. Bir davar kızartılıp hepsinin zehirlenmesi hususunda söz birliği ettiler.
Zeyneb, hemen dişi keçisinin yanına vardı. Onu kesti. Kızarttı, kebap yaptı. Vakit geçirmeden, öldürücü zehirle zehirlemeye kalktı.
Kebabın her yerine zehir sürdü. Kol ve küreklerini ise, daha çok zehirledi.
Akşam olunca, Peygamberimiz Aleyhisselâmın akşam namazını kıldıktan sonra konak yerine dönüp oturduğu sırada, Zeyneb geldi ve Peygamberimiz Aleyhisselâma: “Ey Ebe'l-Kasım! Bunu sana hediye ediyorum!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm; hediye edilen şeyi yer, sadaka olarak verilen şeyi yemezdi.
Kendisine ev halkından başkası yiyecek birşey getirdiklerinde sorar, eğer hediye olduğu söylenirse onu yer, “Sadakadır!” denilirse ashabına “Siz yiyiniz!” buyurur, kendisi ondan hiç yemezdi.
Zeyneb, getirdiği keçi kebabını Peygamberimiz Aleyhisselâmın ve ashabından orada bulunanların önüne koydu.
Bişr b. Berâ’ b. Ma'rur da, orada bulunan sahabiler arasında idi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, davar kebabının kolundan bir parça koparıp ağzına aldı, fakat, onu yutmayarak hemen dışarı attı.
Bişr b. Berâ’ b. Ma'rur da, Peygamberimiz Aleyhisselâmınki gibi bir parça koparıp ağzına aldı. Fakat o, ağzına aldığı et parçasını çiğneyip yuttu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ağzına aldığı et parçasını ağzından hemen dışarı çıkarmakla beraber, sahabilerine de: “Ellerinizi kebaptan çekiniz! Şu kürek eti, zehirlenmiş olduğunu bana haber verdi!” buyurmuştu.
Bişr b. Berâ’, zehirlendikten bir yıl sonra, bu yüzden vefat etti.
Peygamberimiz Aleyhisselâm ise, bu hadiseden sonra, üç yıl daha yaşadı.
Peygamberimiz Aleyhisselam; bu zehirlenme yüzünden şehit olarak vefat etmiş, kendisini peygamberlikle şereflendiren Yüce Allah, şehitlikle de şereflendirmiştir.
Yahudî Kadını Zeyneb ile Hayber Yahudîlerinin Sorguya Çekilmeleri
Peygamberimiz Aleyhisselâm, adam gönderip, Yahudî kadını Zeyneb binti Hâris'i getirtti.
Ona: “Bu davar kebabını, şu küreği sen mi zehirledin?” diye sordu.
Zeyneb: “Zehirlediğimi, sana kim haber verdi?” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Şu önümde bulunan kürek kemiği haber verdi” buyurdu. Zeyneb: “Evet! Ben zehirledim!” diyerek suçunu itiraf etti.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ona: “Sen bunu ne için yapmak istedin?” diye sordu.
Zeyneb: “Sen benim babamı, amcamı ve kocamı öldürdün! Kavmime, senin yapmadığın kalmadı! Senin için, kendi kendime: 'Eğer o gerçekten peygamberse, yaptığım şey, kendisine muhakkak Allah tarafından haber verilir. Zehir ona zarar vermez! Eğer o bir yalancı ise, bir hükümdarsa, bu zehirden ölür de, biz böylece kendisinden kurtulmuş, rahata ermiş oluruz!’ dedim!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Allah, bunu bana yapacak gücü ve hakimiyeti sana vermemiştir!” buyurdu.
Ashab-ı Kiram, Peygamberimiz Aleyhisselâma, Yahudî kadını hakkında: “Onu öldürelim mi?” diye sordular. Peygamberimiz Aleyhisselam: “Hayır! Ona ne dokunulacak, ne de işkence yapılacaktır!
Şu Hayber'de bulunan Yahudîleri de benim yanımda toplayınız!” buyurdu.
Yahudiler yanında toplanınca, Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Ben sizden birşeyler soracağım. Bana doğru cevap verecek misiniz?” diye sordu.
Yahudiler “Evet, ey Ebe'l-Kasım! Doğru cevap vereceğiz!” dediler. Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Sizin babanız kimdir?” diye sordu.
Yahudiler “Babamız filan, filan!” dediler.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Yalan söylediniz! Sizin babanız, filan, filan!” buyurdu. Yahudîler
“Doğru söyledin!” dediler.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Ben sizden birşey daha soracağım! Bana doğru cevap verecek misiniz?” diye sordu.
Yahudîler “Evet, yâ Ebe'l-Kasım! Sana doğru cevap vereceğiz! Biz sana yalan söylesek bile, sen, babamızın kim olduğunu bildiğin gibi, yalan söylediğimizi de bilirsin!” dediler.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Cehennemlikler kimlerdir?” diye sordu.
Yahudiler “Kısa bir müddet, Cehennemde biz bulunacağız! Sonra, oraya ardımız sıra giren sizler olacaksınız!” dediler.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Haydi oradan! Vallahi, biz hiçbir zaman Cehennemde size halef olacak değiliz!” buyurdu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Ben sizden birşey daha soracağım. Bana doğru cevap verecek misiniz?” diye sordu.
Yahudiler “Evet, yâ Ebe'l-Kasım! Sana doğru cevap vereceğiz!” dediler. Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Şu davar kebabını zehirlediniz mi?” diye sordu.
Yahudiler “Evet! Zehirledik!” dediler. Peygamberimiz Aleyhisselâm, onlara: “Bunu yapmaya sizi sürükleyen nedir?” diye sordu.
Yahudiler “Eğer sen bir yalancı isen, zehirli kebabı yer, ölürsün, biz de senin elinden kurtulur, rahata ereriz!
Eğer gerçekten peygambersen, zehir sana zarar vermez diye düşündük!” dediler.
1 Ebu Dâvud, Sünen, c:4, s:175,673; Vâkıdı, Megâzî, c:2, s:665, 677-678; Kastalânî, Mevâhib, c:1, s:181; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c:2, s:338 ↩ mətnə qayıt
2 Ebu Dâvud, Sünen, c:4, s:173-174; Vâkıdî, Megâzî, c:2, s:678; İbn Kayyım, Zâdu'l-mead, c: 2, s:155 ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel