Ebu Cehil'in Peygamberimiz Aleyhisselâmın Secdede Boynunu Çiğnemeye Yemin Edişi, Allah’ın O’nu Koruması
Ebu Cehil, bir gün, Kureyş azgınlarından bir topluluğun içinde:
“Vallâhi, Muhammed'i Kâ’be'nin yanında namaz kılarken görecek olursam, muhakkak, onun boynunu çiğnerim!” demişti.
Peygamberimiz aleyhisselâm:
“Eğer o bunu yapmaya kalkacak olursa, muhakkak, zebanilerden, başları gökte, ayakları yerde oniki melek iner, açıktan kendisini yakalayıverirler!” buyurdu.
Peygamberimiz aleyhisselâm namaz kıldığı sırada, Ebu Cehil haber alıp acele geldi.
“Yâ Muhammed! Ben seni bundan men etmedim mi? Ben seni bundan men etmedim mi? Ben seni bundan men etmedim mi?” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm, namazdan dönünce, onu azarladı.
Ebu Cehil: “Yâ Muhammed! Sen beni nasıl azariarsın? Sen de bilirsin ki, şu vadide benim meclisimden daha kalabalık bir meclis yoktur! Vallâhi, istersem, şu vadiyi sana karşı süvariler ve piyadelerle doldururum!” dedi.
Ebu Cehil, Kureyş müşriklerinden bir topluluğa: “Muhammed sizin aranızda hâlâ yüzünü toprağa sürüyor mu?!” diye sormuştu. “Evet! Sürüyor!” denilince, Ebu Cehil:
“Lâtve Uzzâ'ya andolsun ki; ben onu böyle yaparken görürsem, ya onun boynuna basarım, ya da yüzünü toprağa sürerim!” dedi.
Namaz kıldığı sırada, Peygamberimiz aleyhisselâmın yanına vardı. Kendisinin birdenbire Peygamberimiz aleyhisselâmı bırakıp geri döndüğü ve elleriyle korunduğu görüldü!
Kendisine: “Sana ne oldu?” diye sorulunca: “Onunla benim aramda ateşten bir hendek! Korkunç birşeyler, birtakım kanatlar!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm da: “Eğer bana yaklaşmış olsaydı, melekler kendisinin uzuvlarını birer birer koparırlardı!” buyurdu.
Hz. Abbas da, bu husustaki bir müşahedesini şöyle anlatmıştır:
“Bir gün Mescid-i Haram'da idim. Oraya Ebu Cehil geldi: 'Andolsun ki; secdede görürsem, Muhammed'in boynuna basacağım!' dedi. O sırada, Resûlullah aleyhisselâm geldi.
Ebu Cehil'in söylediği sözü kendisine haber verdim.
Son derecede kızdı ve Mescid-i Haram'a kapısından girmeyi beklemeyerek, hemen duvarından aşarak girdi. Kendi kendime: 'Bu, kötü ve uğursuz bir gündür!’ dedim.
Hemen, izarımı toplayıp, ben de arkasından gittim. Resûlullah aleyhisselâm, Alâk sûresini başından sonuna kadar okudu ve secde etti.
Ebu Cehil'e: 'Ey Ebu'l-Hakem! İşte, Muhammed secdede!' dediler.
Ebu Cehil: 'Siz benim gördüğümü görmüyormusunuz! Vallâhi, gök ufku gerilip önümü kapattı!’ dedi.”
1 Ebussuud, Tefsir, c:9, s:179; Belâzurî, Ensâb, c:1, s:125-126; Beyhakî, Delâil, c:2, s:189-192; Tirmizî, Sünen, c:5, s: 444; Hâzin, Tefsir, c:4, s:394. ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel