Mektubun Kureyş Müşriklerine Bir Kadınla Gönderilişi
Hâtıb b. Ebi Beltea, Kureyş müşriklerine yazdığı mektubu bir kadına vermişti.
Rivâyete göre; kadın, Müzeynelerdendi. Müzeynelerin de Arc halkından, Kenud adında bir kadındı.
Kendisi, Ebu Amr b. Sayfî b. Hişam Hâşim b. Abdi Menafın yahut Ebu Leheb'in azadlı cariyesi olup, Sâre diye anılırdı.
Sâre Medine'ye geldiği sırada, Peygamberimiz Aleyhisselâm Mekke'yi fetih hazırlığıyla uğraşıyordu.
Sâre'ye: “Sen Müslüman olarak mı geldin?” diye sordu. Sâre: “Hayır!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Öyleyse, sen ne için geldin?” diye sordu.
Sâre: “Sizler köle azadlayıcılarsınız, aşiret sahibisiniz! Köle azadlayıcılar Bedir günü ölüp gittiler. Ben son derecede muhtaç duruma düştüm. Bana yiyecek ve binecek veresiniz, beni giydirip kuşatasınız diye yanınıza geldim!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ona: “Tagannilerin, şarkı söylemelerin, ağıt yakmaların seni ihtiyaçtan kurtarmadı mı?” diye sordu.
Sâre: “Yâ Muhammedi Kureyşliler, kendilerinden birçok kimseler öldürüldüğünden beri, şarkı dinlemeyi bıraktılar. Bedir vak'asından sonra, benden birşey söylememi isteyen olmadı. Ben de, şarkı söylemeyi, ağıt yakmayı bıraktım” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, Abdulmuttalib oğullarını, Sâre'ye yardıma teşvik etti.
Onlarda, hemen onu giydirip kuşattılar. Birde, hayvan bulup kendisini bindirdiler, yol azığını da koydular.
Hâtıb b. Ebi Beltea, Sâre'nin yanına vardı. Ona on dinar (altın lira) ile bir elbise verdi. Bunlar, Kureyş müşriklerine yazdığı mektubu onlara ulaştırma ücreti idi.
Hâtıb, Sâreye: “Bunu, elinden geldiği kadar gizli tut! Mekke'ye giderken de, anayoldan gitme! Çünkü yol üzerinde bekçiler, nöbetçiler var!
Sen dağ yolları ve geçitlerinden başka bir yol tutup, Mahacce'nin solundan Fuluk içine, Akik yoluna doğru git!” dedi.
Sâre, mektubu başına yerleştirdikten sonra, üzerinden, saçlarını bölükler halinde örerek gizledi, Kureyş müşriklerine teslim etmek üzere yola çıktı.
Hâtıb'ın bu uygunsuz tutum ve davranışı hakkında gökten haber geldi.
∞
1 Vâkıdî, Megazi, c:2, s:797-798,860; Zemahşerî, Keşşaf, c:4, s:88; Diyarbekrî, Târîh, c:2, s:78; Belâzurî, Ensâbu'l-eşrâf, c:1, s:361 ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel