Huzeyfe b. Yeman'ın Beyaz Sarıklı Süvârîlere Rastlayışı
Huzeyfe b. Yeman der ki: “Hendek savaşında, Müşriklerin ordugâhından döndüğüm zamanda da, yine, hamamda yürüyor gibi idim!
Resûlullah Aleyhisselâma doğru giderken, yolu yarıladığım veya yarıya yakın yol aldığım sırada gördüğüm yirmi kadar beyaz sarıklı süvari, bana: 'Sahibine haber ver Allah, düşman askerlerine karşı ona kâfi gelmiştir!’ dediler.
Resûlullah Aleyhisselâmın yanına döndüğüm zaman, kendisi zevcelerinden birisine ait Yemen işi bir kilim üzerinde namaz kılıyordu.
Vallahi, döner dönmez, bütün üşümelerim gerisin geri bana gelmişti; tirtir titriyordum.
Resûlullah Aleyhisselâm yaklaşmamı eliyle işaret edince, yanına yaklaştım. Yaklaşınca, kilimin bir ucunu benim üzerime sarkıtıp saldı. Namazını bitirince: 'Yeman'ın oğlu! Otur! Müşrikler hakkında ne haberin var?’ diye sordu.
'Yâ Rasûlallah! Halk Ebu Süfyan'ın başından dağılmış, başında ancak bir cemaat kalmış! Ateş yakmışlar. Allah, bizim üzerimize boşalttığı soğuk gibi, onların üzerine de soğuk boşaltmaktadır! Fakat biz buna karşılık Allah'tan onların dilemedikleri ecri dileriz!' dedim.
Kendisine müşriklerin bütün haberlerini verdim ve onları göçüp giderlerken geride bıraktığımı söyledim.
Peygamber Aleyhisselam, azı dişleri görününceye kadar güldü.
Resûlullah Aleyhisselâm beni iki ayağı arasına, ayak ucuna yatırdı. Örtünün bir ucunu üzerime bıraktı. Örtünün içinde sabaha (sabah namazı vaktine) kadar uyumaktan ayrılamadım.
Sabaha eriştiğim zaman, Resûlullah Aleyhisselâm: Kalk artık ey uykucu!' buyurdu.”
Peygamberimiz Aleyhisselâm sabaha çıktığı zaman, oradaki düşman ordugâhlarında bir tek kişi bile geride kalmamıştı. Müşrikler götüremedikleri bazı meta'larını da bırakıp gitmişlerdi.
Müşrikler öğleye doğru Melel'e, ertesi gün de Seyyâle'ye vardılar.
Ebu Süfyan'ın Kureyş ordularıyla Tihâme bölgesine kavuştuğu sırada, Uyeyne b. Hısn ile yanındaki Necdliler, Ebu Süfyan'ın arkasından yetiştiler. Benî Kurayza Yahudîleri de, dönüp kalelerine sığındılar.
Benî Nadîr Yahudîlerinin başkanı Huyey b. Ahtab ise, Ebu Süfyan'la birlikte Revhâ'ya kadar korka korka gittikten sonra, Ka'b b. Esed'e vermiş olduğu sözü yerine getirmiş olmak için oradan ayrılarak, geceleyin Benî Kurayza Yahudileriyle birlikte kalelerine girdi.
∞
Hicretin 7. yılında idi ki; Müslüman olduğunu açıkladığı halde münafıklıktan ayrılmayan ve sihirbazlıkta çok maharetli olan Yahudi Lebid b. A'sam Efendimize sihir yapmıştı.
Hz. Âişe derki: “Nihâyet, Resûlullah Aleyhisselâm, günün birinde tekrar tekrar dua etti. Sonra da, bana: 'Ey Âişe! Yapmış olduğum duamı Allah'ın kabul buyurduğunu biliyor musun? Bana meleklerden iki melek geldi Onlardan birisi: 'Sihirlenmiştir!' dedi.
Biri, öbürüne: 'Kim sihir yapmış ona?' diye sordu.
Öbürü: 'Lebid b. A'sam!' dedi.
Biri, öbürüne: 'Sihir ne ile yapılmıştır?’ diye sordu.
Öbürü: 'Erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı, tarak, saç sakal tarantısıyla!' dedi.
Biri, öbürüne: 'Nerededir o?' diye sordu.
Öbürü: 'Zervan kuyusunda, basamak taşının altındadır!' dedi.
Biri, öbürüne: 'Onun şifa bulması ne iledir?' diye sordu.
Öbürü: 'Kuyu suyunun tamamıyla çekilip içindeki basamak taşının kaldırılması ve altındaki kurumuş erkek hurma çiçeği kapçığının çıkarılması suretiyledir!' dedi. Bundan sonra, melekler havalanıp gittiler.”
1 Müslim, Sahih, c:3, s:1414; Ebu'l-Fidâ, Nihâye, c:4, s:115; Hâkim, Müstedrek, c:3, s:31; Beyhakî, Delâil, c:3, s:455; İbn Esîr, Kâmil, c:2, s:184; Vâkıdî, Megâzî, c:2, s:491; Kastalânî, Mevâhib, c:1, s:148; İbn Sa'd, Tabakâ, c:3, s:422 ↩ back to text
2 İbn Sa'd, Tabakât, c:2, s:196-198; Buhârî, Sahih, c:7, s:28, 29, Müslim, Sahih, c:4. S:1720 ↩ back to text
Source: Herkul.org · Necdet İçel