Âmir'le Erbed'in Peygamberimiz Aleyhisselâma Suikasta Yeltenmeleri
Benî Amirlerden temsilci olarak Medine'ye ilk gelenler arasında bulunan Amir b. Tufeyl, Erbed b. Kays (Mıkyes) ve Cebbar b. Selmâ; bu üçü, Benî Âmirlerin reisleri ve şeytanları idiler.
Benî Âmir halkı Âmir b. Tufeyl'e: “Ey Âmir! Herkes Müslüman olmuştur. Sen de Müslüman ol!” dedikleri zaman: “Vallahi Araplar bana tâbi oluncaya kadar uğraşıp durmaya azimliyimdir! Ben mi Kureyşîlerin şu gencine tâbi olacağım?!” dedikten sonra, Erbed'e: “Şu adamın yanına vardığımızda ben karşısına geçer, onu lafa tutarım! Ben böyle yaptığım zaman sen onu arkasından kılıçla vurup öldür!
Muhammed öldürüldüğü zaman, halk savaşmak istemezler, diyetten fazlasına rıza göstermezler. Biz de onlara diyeti öderiz!” dedi.
Benî Âmir temsilcileri Hicretin 10. yılında Medine'ye geldiler.
Ebu Mutarrif Abdullah b. Şıhhîr der ki: “Peygamber Aleyhisselâma gelen Benî Âmir heyeti içinde varıp kendisine selam verdik. 'Yâ Rasûlallah! Sen bizim velîmizsin. Sen bizim seyyidimizsin. Sen bizim babamızsın. Sen bizim üzerimize en uzananımızsın! Sen bizim fazilette en üstünümüzsün! Sen bizim için içi et-yağ dolu çanaksın! Sen susun, sen busun!' dedik.
Resûlullah: 'Yeter! Yeter! Siz, söylemeniz gerekeni, lâyık olanı söyleyin. Bana 'Resûl ve Peygamber” diye hitab edin de, şeytan sizi kolayca aldatmasın! Seyyid, Allahtır! Seyyid, Allah'tır! Seyyid, Allah'tır!’buyurdu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm oturduğu sırada, Amir b. Tufeyl ile Erbed varıp Peygamberimiz Aleyhisselâmın önüne oturdular.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, Âmir'in oturması için bir döşek, minder getirtti. “Ey Âmir! Müslüman ol!” buyurdu.
Âmir b. Tufeyl: “Yâ Muhammed! Müslüman olursam bana ne olacak?” diye sordu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Müslümanların yararlandıkları şeylerden sen de yararlanacaksın. Onların mükellef bulundukları şeylerle sen de mükellef olacaksın” buyurdu.
Âmir b. Tufeyl: “Müslüman olursam, senden sonra bu işe beni memur edecek misin?” diye sordu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Bu, ne senin için, ne de kavmin için mümkün değildir. Fakat ben seni süvari kumandanı yapayım. Çünkü sen süvari adamsın!” buyurdu.
Âmir: “Ben zaten bugün Necd süvarilerinin başında bulunuyorum. Ben sana üç şeyi teklif ediyor, seni şu üç şeyi seçmekte serbest bırakıyorum: Ya çöller halkı senin olur, şehir ve köyler halkı benim olur. Ya ben sana halife olurum. Ya da Gatafan halkından bin al atlı, bin de al kısraklı süvarilerle gelir, seninle savaşırım. Vallahi, süvarileri, piyadeleri senin üzerine yığarım!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam: “Allah seni bunu yapmaktan men eder!” buyurdu.
Âmir, Erbed'le birlikte dönüp gidince, Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Allah'ım! Şunlara karşı bana yet!
Âmir b. Tufeyl'i istediğin şeyle -ki, o benim de istediğimdir- uğraştır (başımdan def et)! Allah'ım! Benî Âmir'in kavmine doğru yolu göster!” diyerek dua etti.
Âmir b. Tufeyl, Erbed'e: “Yazıklar olsun sana ey Erbed! Sana emretmiş olduğum şey nerede kaldı? Vallahi, yeryüzünde kendim hakkında en çok korkup çekindiğim bir adam varsa, o da sendin! Vallahi, bugünden sonra hiçbir zaman senden korkar değilim!” dedi.
Erbed: “Hakkımda hüküm vermekte acele etme!
Vallâhi, onun hakkında bana emretmiş olduğun şeyi yerine getirmeye kaç defa davrandımsa, her defasında ya onunla benim arama sen girdin! Arada senden başkasını göremedim! Kılıçla sana mı vuraydım! Yahut, onunla benim arama demir bir sur gerildiğini gördüm! Yahut kılıcımın kınına el attığımda sanki elim kuruyup kaldı, elimi kımıldatamadım! Ya da, kılıcımı sıyırmak istediğim zaman, puğur bir devenin önümde ağzını açıp bana doğru yöneldiğini gördüm! Vallahi, ona kılıcımı sıyıramadım, başımı yutar diye korktum!” dedi.
1 Taberî, Târîh, c:3, s:165; Ebu Nuaym, Delâil, c:1, s:207; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c:4, s:25; İbn Esîr, Usdu'l-gâbe, c:3, s:275; İbn Sa'd, Tabakât, c:1, s:311 ↩ back to text
2 Ebu'l-Fidâ, el-Bidâye, c:4, s:114; Halebî, İnsânu'l-uyun, c:3, s:246; İbn Sa'd, Tabakât, c:1, s:310; Süheylî, Ravdu'l-ünüf, c:7, s:438 ↩ back to text
Source: Herkul.org · Necdet İçel