Sa'du'l-Âşirelerden Zübab'ın Medine'ye Gelip Müslüman Olmarında Cinlerin Yonlendirmesi
Benî Sa'du'l-Âşineler Kahtan'ın soyundan gelme Kehlan'ın soyundan idiler.
Benî Sa'du'l-Âşirelerin ata soyları şöyle sıralanır Benî Sa'du'l-Âşire b. Malik (Mezhic), b. Üded, b. Zeyd, b. Yeşcüb, b. Arib, b.Zeyd, b. Kehlan, b. Sebe’. Sa'du'l-Âşire'nin dokuz oğlu vardı.
Sa'du'l-Âşire denilmesi de, neslinden üçyüz atlı yetişmiş olup, kendisiyle birlikte giderlerken “Kim bunlar?” diye soranlara, göz değmesinden korkarak “Aşiretimdir!” demesinden ileri gelmiştir.
Sa'du'l-Âşirelerin Ferraz diye anılan bir putları olup, ona tazimde bulunurlardı.
Putun bakıcısı da, Enesullah b. Sa'du'l-Âşirelerden İbn Rakbiyye veya Vakşâ idi.
Kendisi cinlerden birisiyle görüşür, cin ona olan bitenleri gelip haber verirdi. Bir gün Rakbiyye, Zübab'ın yüzüne bakarak: “Ey Zübab! Ey Zübab! Ey Zübab! Dinle, şaşılacak olanların şaşılacak olanını: Muhammed, Kitabla gönderilmiş! Mekke'de halkı davete başlamış! Davetine icabet edilmemiş!” dedi.
Zübab: “Ne demektir bu?” diye sorunca, Ferras putunun bakıcısı: “Bilmiyorum! Bana böyle denildi!” cevabını verdi.
Aradan bir müddet geçtikten sonra, Zübab Peygamberimiz Aleyhisselâmın ortaya çıktığını ve Medine'ye geldiğini işitince, Sa'du'l-Âşire'nin putu olan Ferras'ın yanına vardı. Vurup onu kırdı.
Elçi olarak Peygamberimiz Aleyhisselâma gelip Müslüman oldu. Zübab, bu hususta söylediği şiirde: “Hidayetle geldiği zaman, Resûlullaha tâbi oldum. Ferras'ı hor ve hakir bir halde gerimde bıraktım. Üzerine öyle bir yürüyüşle yürüyüp onu kırdım ki, dünyada hiç olmamış, yokmuş gibi yaptım.
Allah'ın dinini açıkladığını görünce ve Resûlullah beni ona davet edince, davetini hemen kabul ettim. Sağ oldukça İslâm'a yardımcı olarak sabahlayacağım! Boynumu ve göğsümü onun yoluna koymuşumdur!” dedi. Yüce Allah ondan razı olsun!
1 Kalkaşandî, Nihâyetü'l-ereb, s:160; İbn Hazm, Cemhere, s:473; İbn Sa'd, Tabakâtü'l-kübrâ, c:1, s:352 ↩ metne dön
Kaynak: Herkul.org · Necdet İçel