Susuz Kuyudan Su Fışkırtılması Mu’cizesi
Müslümanlar, Hudeybiye'de, Peygamberimiz Aleyhisselâma su darlığından şikâyetlendiler.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, ok çantasından bir ok çıkarıp onun Semed kuyusunun dibine saplanmasını emretti.
Oku ashabdan birisi alıp kuyunun içine indi. Ok kuyunun dibine saplanır saplanmaz, su fışkırmaya başladı!
Müslümanlar, kuyunun kıyısına oturarak, su kaplarını doldurdular. Develerini de çöktürüp suvardılar.
Kuyunun içine okla inen sahabi, kurbanlık develerin sürücüsü Naciye b. Cündüb idi. Naciye b. Cündüb'ün kuyunun içinde halkın salınan kovalarını doldurmakla uğraştığı sırada, bir kadın elinde bir kova ile kuyunun başına gelip :
“Ey kovaları dolduran kişi! Benim kovam öndedir. Onu da dolduruver! Görüyorum ki; halk seni övüyorlar, seni hayırla anıyorlar, sana tazimde bulunuyorlar” demişti.
Naciye b. Cündüb de, kuyunun içinde halkın kovalarını doldururken: “Yemenli kadın, benim kovaları doldurduğumu ve adımın da Naciye olduğunu öğrenmiştir.
Ben oku düşmanların göğüslerine hızla sapladığım gibi saplayıp su sızma yerini genişletmişimdir!” diyerek şiir söylemiştir.
Berâ’ b. Azib'in, Halid b. Abbâd el-Gıfârî'nin de o gün kuyuya okla girmiş oldukları söylenmiştir.
Bunların üçü de, gerek bu kuyudan, gerek başka kuyulardan su çıkarma işinde bir tek kişi başa çıkamayacağına göre, herhalde, birbirlerine yardımcı olmuşlardır.
Berâ’ b. Âzib'in bildirdiğine göre; Hudeybiye kuyusunun suyu çekilmiş, içinde bir damla bile su kalmamıştı.
Durum Peygamberimiz Aleyhisselâma arzedildi. Peygamberimiz Aleyhisselâm, kuyunun başına gelip oturdu. İçinde biraz su bulunan bir kab istedi. Getirilen su ile abdest aldıktan sonra, ağzını çalkaladı ve içinden, dua etti. Abdest aldığı ve ağzında çalkaladığı suyu kuyunun içine döktü.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın emriyle, kuyu, biraz kendi haline bırakıldı.
Sonra, kuyu sulandı. Müslümanlar da, Müslümanların hayvanları da, ondan kana kana içtiler.
Kuyunun suyundan içenler, 1400 kişi idi.
Seleme b. Ekvâ da der ki: “Biz, Resûlullah Aleyhisselâmın maiyyetinde Hudeybiye'ye geldik. Biz, o gün, yüzer kişilik ondört bölüktük. Kuyunun yanında, henüz suvarılacak elli koyun da vardı ki, kuyu onları bile sulayamıyor, suya kandıramıyordu.
Resûlullah Aleyhisselam, kuyunun kıyısına oturup dua etti ve ağzına alıp çalkaladığı suyu kuyuya bırakınca, kuyunun suyu yükseldi. Biz ondan hem hayvanları suladık, hem de kendimiz su aldık.”
1 Vâkıdî, Megâzî, c:2, s:587-589; Zürkânî, Mevâhib, c:2, s:185; Ahmed b. Hanbel, Müsned, c:4, s:290; Ebu Nuaym, Delâilü, c:2, s:409, 410. ↩ metne dön
Kaynak: Herkul.org · Necdet İçel