Burak'ın Getirilişi ve Peygamberimiz Aleyhisselâmın Ona Bindirilişi
Yatsıdan sonra, Peygamberimiz aleyhisselâmın binmesi için, katırdan küçük, merkepten büyük olan, Cârud diye anılan, katırla merkep arası, beyaz, uzun, gemi vurulmuş ve eğerlenmiş olarak, bir hayvan; Burak getirildi.
Burak'a, Peygamberimiz aleyhisselâmdan önceki peygamberler de binmişlerdi.
Nitekim İbrahim aleyhisselâm da, ona binip; önüne Hz. İsmâil'i, terkisine de Hz. Hâcer'i bindirerek Mekke'ye getirmişti.
İbrâhim aleyhisselâm, Beyt-i Haram'ı ziyaret için onun üzerinde gelir giderdi.
Burak'a Burak isminin verilişi, ya renginin son derecede parlak oluşundan, ya da hızlı gidişinin berki, şimşeği andırışından dolayı idi.
Burak'ın iki bacağında iki kanadı vardı ki, ayaklarını onlarla itip hızlandırırdı.
Peygamberimiz aleyhisselâm Burak'a binmek üzere yaklaşınca, Burak, Peygamberimiz aleyhisselâma karşı, nazlanırcasına, hırçınlaştı.
Cebrâil aleyhisselâm, elini onun yelesinin üzerine koyup:
“Ey Burak! Sen şu yaptığından utanmıyor musun? Sen Muhammed'e mi bunu yapıyorsun? Ey Burak! Vallâhi, Allah'ın Muhammed'den önceki kullarından, Allah katında bundan daha şerefli bir kimse senin üzerine binmemiştir! Sakin ol!” deyince, Burak utandı, ter döktü. Uysallaşıp sakinleşti.
Peygamberimiz aleyhisselâm Burak'ın üzerine bindi. Peygamberimiz aleyhisselâmla Cebrâil aleyhisselâm, birbirlerini bırakmaksızın, Mescid-i Aksa'ya doğru yollandılar.
Burak; ayağını, gözünün alabildiği yerin en son noktasına basıyordu.
Bir müddet gittikten sonra, Cebrâil aleyhisselâm, Peygamberimiz aleyhisselâma: “İn de, namaz kıl!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm indi ve orada namaz kıldı. Cebrâil aleyhisselâm:
“Sen nerede namaz kıldın, biliyor musun? Sen Tûr-u Sînâ'da namaz kıldın!
Yüce Allah, Musa aleyhisselâmla orada konuşmuştu!” dedi.
Nihayet, Beytü'l-Makdis'e ulaşıldı, Peygamberimiz aleyhisselâm, orada Burak'ı kendisinden önceki peygamberlerin onu bağlayageldikleri halkaya bağladı.
∞
1 İbn Sa'd, Tabakât, c:1, s:50, 214; Buhârî, c:4, s: 248; Müslim, Sahîh, c:1, s:145; Beyhakî, Delâil, c:2, s:363,396; Taberî, Tefsîr, c:15, s:5; Tirmizi, Sünen, c:5, s:301 ↩ metne dön
Kaynak: Herkul.org · Necdet İçel