İsrâ ve Mi’rac Mu’cizesinin Kureyş Halkına Haber Verilişi
Peygamberimiz aleyhisselâm; İsrâ ve Mi’racını Kureyş müşriklerine gidip haber vermek üzere ayağa kalkınca, Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani Hatun, Peygamberimiz aleyhisselâmın ridasının ucundan tutup:
“Ey amcamın oğlu! Ey Allah'ın peygamberi! Sana and veriyorum. Bunu halka söyleme! Onlar seni yalanlarlar. Üzerler!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Vallahi, ben bunu onlara söyleyeceğim!” buyurdu.
Ümmü Hani Hatun, Habeşli cariyesine:
“Yazıklar olsun sana! Git de, Resûlullah aleyhisselâm o halka ne söylüyor? Halk ona ne söylüyor? Göz kulak ol!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm İsrâ ve Mi’racını Kureyş müşriklerine gidip haber vereceği zaman;
“Ey Cebrâil!” dedi, “kavmim beni tasdik etmezler”
Cebrâil aleyhisselâm: “Ebu Bekir seni tasdik eder” dedi.
Bunun üzerine, Peygamberimiz aleyhisselâm, gidip, Kâ’be'nin Hicr diye anılan yerinde ayakta durarak Kureyş müşriklerine İsrâ hadisesini haber verince, onlar şaştılar:
“Doğrusu, biz şimdiye kadar bunun gibisini hiç işitmedik! Bu, şaşılacak, inanılmayacak şey! Vallâhi, deve Mekke'den Şam'a gidişte bir ayda, dönüşte de bir ayda sürülüp götürülür! Muhammed bir tek gecenin içinde oraya gider de, Mekke'ye dönebilir mi?
Biz Beytü'l-Makdis'e, devemizin ciğerlerine, böğürlerine vura vura bir ayda varırız. O oraya bir tek gecenin içinde gitmiş ha?
Ey Muhammed! Buna delilin nedir?” dediler ve yalanladılar.
Peygamberimiz aleyhisselâm, yalanlanmaktan üzgün bir halde, bir tarafa çekilip oturduğu sırada, yanına Ebu Cehil gelerek oturdu.
Alaylı bir tavırla: “Geceleyin yararlandığın birşey var mı?” diye sordu.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Evet! Vardır!” buyurdu.
Ebu Cehil: “Ne imiş o?” diye sordu.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Geceleyin götürüldüm!” buyurdu.
Ebu Cehil: “Nereye?” diye sordu. Peygamberimiz aleyhisselâm: “Beytü'l-Makdis'e!” buyurdu.
Ebu Cehil: “Sonra da aramızda sabahladın ha!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Evet!” buyurdu.
Ebu Cehil, Peygamberimiz aleyhisselâm söylediği sözü inkâr eder korkusu ile, kavmini onun yanına çağırmak istedi ve:
“Bana söylediğin sözü onlara da söyleyesin diye, kavmini senin yanına çağırmamı uygun görür müsün?” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Olur!” buyurunca, Ebu Cehil:
“Ey Ka'b oğulları cemaatı!” diyerek çağırmaya başladı.
Meclislerinden silkinip kalkanlar, gelip Peygamberimiz aleyhisselâmla Ebu Cehil'in yanına oturdular.
Ebu Cehil, Peygamberimiz aleyhisselâma: “Haydi, bana söylediğini, kavmine de söyle!” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Ben geceleyin götürüldüm!” buyurdu. “Nereye?” diye sordular. Peygamberimiz aleyhisselâm: Beytü'l-Makdis'e!” buyurdu.
“Sonra da aramızda sabahladın ha!” dediler.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Evet!” buyurunca, Peygamberimiz aleyhisselâmın sözünü yalanlamak için, şaşkınlıklarından ve inkârlarından, kimisi ellerini çırptılar, kimisi de ellerini başlarına koydular!
Kureyş müşrikleri, hemen, Hz. Ebu Bekir'in yanına vardılar. Ona:
“Ey Ebu Bekir! Senin sahibin hakkındaki şeyden haberin var mı? O, güya, bu gece Beytü'l-Makdis'e varmış! Orada namaz kılmış! Sonra da Mekke'ye dönmüş!” dediler.
Hz. Ebu Bekir: “Siz onun hakkında yalan söylüyorsunuz!” dedi.
Müşrikler: “Hayır! Kendisi, şuradaki Mescid'de halka böyle söyledi!” dediler.
Hz. Ebu Bekir: “Vallâhi, eğer o bunu söyledi ise, muhakkak, doğrudur!” dedi.
Müşrikler: “Sen onu doğruluyor, kendisinin bir gecede Beytü'l-Makdis'e gidip sabahtan önce Mekke'ye geldiğini doğru buluyor musun?” dediler.
Hz. Ebu Bekir: “Evet! Bunda şaşacağınız ne var? Vallahi, ben onu bundan daha uzak olanında, gecenin veya gündüzün herhangi bir saatinde kendisine semadan haber geldiğini bana haber verdiğinde tasdik edip duruyorum!” dedikten sonra, Peygamberimiz aleyhisselâmın yanına geldi ve:
“Ey Allah'ın Peygamberi! Sen şu halka bu gece Beytü'l-Makdis'e gittiğini söyledin mi?” diye sordu.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Evet!” buyurdu. .
Hz. Ebu Bekir: “Ey Allah'ın Peygamberi! Onu bana tarif ve tavsif et! Çünkü ben oraya gitmişimdir” dedi
Beytü'l-Makdis, hemen, Peygamberimiz aleyhisselâmın gözünün önüne geldi.
Peygamberimiz aleyhisselâm, ona bakarak, Hz. Ebu Bekir'e Beytü'l-Makdis'i birer birer tarif etmeye başlamış; anlattıkça, Hz. Ebu Bekir de: “Doğru söylüyorsun! Ben şehadet ederim ki; sen Allah'ın Resûlüsün!” demiştir.
Peygamberimiz aleyhisselâm da: “Ey Ebu Bekir! Sen, Sıddîk'sın!” buyurmuş ve o gün ona Sıddîk ismini vermiştir.
∞
1 İbn İshak-İbn Hişam, Sîre, c:2, s:39,40, 43; Zehebî, Târîh, s:245-246,248-249; İbn Sa'd, Tabakât, c:1, s:215; Ebu'l-Fidâ, Tefsîr, c:3, s:21 ↩ volver al texto
Fuente: Herkul.org · Necdet İçel