Peygamber Aleyhisselâmın Tebük’te Yaptığı En Son Bereket Duası
Peygamberimiz Aleyhisselâmın Tebük’ten ayrılmak üzere derlenip toparlandığı sırada, azıklar tükenmiş, mücahidler sıkıntıya düşmüşlerdi.
Bunun üerine, bazıları Peygamberimiz Aleyhisselâmın yanına gelerek: “Bize izin versen de, su taşıdığımız develerimizi boğazlasak; onların hem etini yesek, hem de yağlarını sızdırsak olmaz mı?” diye sordular.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Olur, Öyle yapınız!” buyurdu.
Kendilerine böyle izin verilip develerini kesmeye hazırlandıkları sırada, Hz. Ömer yanlarına vardı. Onlara develerini kesmekten el çekmelerini söyledikten sonra, Hz. Ömer, peygamberimiz Aleyhisselâmın çadırına varıp yanına girdi ve:
“Yâ Resûlallah! Halkın bindikleri develeri kesip yemelerine izin mi verdin?” diye sordu.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Uğradıkları açlıktan, bana şikâyetlendiler. Ben de, birbirlerine yoldaş olup ev halklarına kafile halinde dönecek olan her cemaate, geride kalan develerine nöbetleşe binmek şartıyla bir-iki deve boğazlamalarına izin verdim” buyurdu.
Hz. Ömer: “Yâ Rasûlallah! Mücâhidler böyle yaparlarsa, üzerlerine binilecek hayvan azalır.
Yâ Rasûlallah! Sen böyle yapma! Mücâhidlerin develeri ne kadar çok olursa, iyi olur. Hem, bugün, develer çok zayıflamış bulunuyor. Sen onlara azıklarından arta kalanları getirt, bir araya toplat! Onların üzerine bereket duası yap! Yüce Allah herhalde senin duanı kabul ve yiyeceklere bereket ihsan buyurur” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm: “Olur!” buyurdu.
Peygamberimiz Aleyhisselâmın münadisi: “Herkes azıklarından yanında artan fazlasını getirsin!” diyerek seslendi.
Peygamberimiz Aleyhisselâm, deri bir yaygı getirilmesini emretti. Getirilip yere serildi. Kimisi bir avuç hurma, Kimisi bir avuç un, sevık, Kimisi bir avuç darı,Kİmsi de ufak tefek kırıntısı… getirdi.
Getirilenler, yaygının üzerine ayrı ayrı, cins cins konuldu. Toplanan şeylerin hepsi azıcıktı.
Peygamberimiz Aleyhisselâm kalkıp abdest aldı. İki rek’at namaz kıldıktan sonra, bu yiyecekleri bereketlendirmesi için Yüce Allah’a dua etti, geri döndü.
“Onlardan, kaplarınıza alınız!” buyurdu.
Peygamber Aleyhisselâmın münâdisi: “Yiyeceklere geliniz! Ondan, ihtiyacınız olanı alınız!” diyerek seslendi.
Herkes kabını getirip doldurdu.
Bazıları: “Ben bir ekmek kırıntısı ve bir avuç hurma getirmiştim. Yaygının üzerindekilerin bereketlendiğini gördüm. İki dağarcık götürdüm. Birine sevık, diğerine ekmek doldurdum. Elbiseme de un aldım. Medine’ye gelinceye kadar bize yetti” diyordu.
Ordugâhta yiyecek doldurmadık kap bırakmadılar! Son nefeslerine kadar susayıncaya dek de, azıklarından yediler. Yaygının üzerinden en son alınan, kalan ise, onun üzerine ilk önce konulmuş olan kadardı!
Peygamber Aleyhisselâm, ayakta dikilerek: “Ben, Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına, kendimin de Allah’ın kulu ve Resûlu olduğuma şehâdet ederim!
Bir kul, şüphesiz olarak Allah’a bu iki şehâdetle kavuşursa, o, Cennete girmekten men olunmaz!” buyurdu.
1 Vakıdî, Megâzî, c:3, s:1037-1038; Müslim, Sahih, c:1, s:56 ↩ volver al texto
Fuente: Herkul.org · Necdet İçel