Kinâne b. Suriya'nın Benî Nadîr Yahudîlerini Uyarışı ve Öğütleyişi
Kinâne b. Suriya, Yahudilere: “Muhammed'in ne için kalkıp gittiğini biliyor musunuz?” diye sordu.
Yahudîler “Hayır! Vallahi biz bilmiyoruz! Sen biliyor musun?” dediler.
Kinâne: “Evet, biliyorum. Tevrat'a andolsun ki; ben, sizin tasarladığınız suikastın Muhammed'e haber verildiğini biliyorum! Siz kendinizi boşuna aldatmayın. Vallahi, o Resûlullahtır! O ancak sizin tasarladığınız suikast kendisine haber verilince kalkıp gitti! Hiç şüphesiz, o peygamberlerin sonuncusudur.
Siz onun Harun oğulları soyundan gelmesini umuyordunuz. Allah ise, dilediğinden seçip gönderdi.
Biz Tevrat dersimizde en son gelecek olan 'O Peygamberin doğum yeri Mekke'dir. Hicret yurdu Yesrib (Medine)'dir' diye hiç değiştirmeden yazmışızdır. O gelecek peygamberin sıfatı da, buna tamamıyla uymaktadır. Kitabımızdakine bir harf bile aykırılığı yoktur. Ondan önce sizinle çarpışan kimse olmayacaktır.
Ben sizin eşyalarınızı develere yükleyip göç ettiğinizi, çocuklarınızın feryatlarını, mallarınızı, evlerinizi barklarınızı arkanızda bırakarak gittiğinizi görür gibi oluyorum! Halbuki, sizin şeref ve itibarınız ancak bırakıp gideceğiniz şeylerledir!
Gelin! Siz iki hususta bana itaat edip sözümü dinleyin! Üçüncüsünde hayır yoktur!” dedi.
Benî Nadîr Yahudileri: “Nedir o hususlar?” diye sordular.
Kinâne: “Müslüman olmanız, Muhammed'in ashabı arasına girmenizdir. Bu suretle mallarınızı ve evlatlarınızı emniyet ve selâmete kavuşturmuş olur, Peygamberin sahabilerinin yükseklerinden olmuş bulunursunuz! Mallarınız, servetiniz ellerinizde kalır, yurdunuzdan, yuvanızdan da sürülüp çıkarılmazsınız!” dedi.
Benî Nadîr Yahudileri: “Biz Tevrat'tan ve Musa'nın ahdinden asla ayrılmayız!” dediler.
Kinâne: “O size Yurdumdan çıkıp gidiniz!’ diye de haber gönderecektir!” dedi.
Benî Nadîr Yahudileri: “Evet!” dediler. Kinâne: “O zaman, size orada ne kan dökmek, ne de mala sahip olmak helâl olmaz. Elinizde kalan mallarınızı ise, isterseniz satarsınız, isterseniz elinizde tutarsınız!” dedi.
Benî Nadîr Yahudileri: “İşte, bu ne güzeldir!” dediler.
Kinâne: “Fakat, vallahi, bana bundan başkası hayırlıdır. Vallahi, ben sizin en çok kınanacak, yerilecek kişiniz olmasaydım, Müslüman olurdum!” dedi.
Sellâm b. Mişkem de, onlara: “Siz bu işe teşebbüs ettiğiniz zaman, ben hoşlanmamıştım. O bize 'Yurdumdan çıkıp gidiniz!' diye haber gönderdiği zaman, ey Huyey! Artık onun sözünün sonucunu bekleme! Yurdundan çıkmayı nimet bil, yurdundan çık, git!” dedi. Huyey: “Öyle yapacağım, çıkıp gideceğim!” dedi.
Peygamberimiz Aleyhisselam, Benî Nadîr Yahudilerinin yurdundan Medine'ye dönünce: “Muhammed b. Mesleme'yi bana çağırınız!” buyurdu.
Muhammed b. Mesleme gelince: “Sen Benî Nadîr Yahudilerine git! Onlara: 'Resûlullah Aleyhisselam, beni size 'Beldemden çıkıp gidiniz! Artık burada benimle birlikte oturmayınız! Siz, bana suikast için, düşünülmeyecek şeyi düşündünüz, tasarlanmayacak şeyi tasarladınız! Size on gün mühlet veriyorum! Bu müddetten sonra buralarda sizlerden kim görülürse, onun boynunu vururum!’ diyeyim diye gönderdi’ de!” buyurdu.
Muhammed b. Mesleme, Benî Nadîr Yahudilerinin yanına vardı ve: “Resûlullah Aleyhisselam beni size bir elçilikle gönderdi.
Fakat, ben sizin bildiğiniz birşeyi size hatırlatmadıkça bu elçiliği size anmayacağım! Mûsâ Aleyhisselama Tevrat'ı indirmiş olan Allah aşkına doğru söyleyin! Muhammed Aleyhisselam peygamber gönderilmeden önce, Tevrat önünüzde iken, size geldiğim ve şu meclisinizde bana Yahudîlik teklif ettiğiniz zaman 'Vallahi ben Yahudî olmam!' dediğimde, siz de bana:
'Dinimize girmekten seni men eden nedir? Yahudî dininden başka din yoktur! Senin aradığın, istediğin, duyduğun, işittiğin hanif dininin tıpkısıdır o! Ebu Âmir Rahib de hanif din üzere değildir! Size gelecek peygamber, hem şeriat sahibidir, hem savaşçıdır! Onun gözlerinde biraz kırmızılık vardır.
Kendisi Yemen tarafından gelecek, deveye binecek, ihrama bürünecek, az etli kemiğe bile kanaat edecek, kılıcı boynunda asılı bulunacak, kendisinde başka nişan ve alâmet bulunmayacak; konuştuğu zaman, hikmetli, yerli yerince konuşacak; vallahi, şu yurdunuzda çarpışmalar, ölenlerin elbiselerini soymalar, burunlarını, kulaklarını kesmeler... olacaktır!' demediniz miydi?” dedi.
Benî Nadîr Yahudileri: “Allah hakkı için, evet! Biz sana bunları söylemiştik, ama geleceğini sana haber vermiş olduğumuz peygamber bu değildir!” dediler.
Muhammed b. Mesleme, söyleyeceğini söyleyip bitirdikten sonra, onlara:
“Resûlullah Aleyhisselâm beni size gönderdi ve: 'Siz, aranızdaki ahdi, anlaşmayı bozdunuz ve beni öldürmeye teşebbüs ettiniz!' diyor” dedi. Bu hususta aralarında neler konuştuklarını ve en sonunda Amr b. Cahhaş'ın kayayı Resûlullah Aleyhisselamın üzerine bırakmak için evin damına çıktığını haber verince, sustular, tek kelime bile konuşamadılar.
Muhammed b. Mesleme, sözlerine devamla: “Resûlullah Aleyhisselam, size: 'Artık yurdum dan çıkıp gidiniz! Size on gün mühlet veriyorum! Bundan sonra buralarda kim görülürse, boynunu vururum!' buyuruyor” dedi.
Benî Nadîr Yahudileri: “Ey Muhammed b. Mesleme! Bize Evs kabilesinden bir kimsenin böyle çetin bir haber getireceğini hiç ummuyor, sanmıyorduk!” dediler.
Muhammed b. Mesleme: “Kalbler değişti. İslâmiyet eski ahidleri ortadan kaldırdı, yok etti” dedi. Benî Nadîr Yahudîleri: “Biz de, göçü yükleriz!” dediler.
Zebir b. Bata’nın Tevrattan Okuyuşu
Zebir b. Bata:
“Tevrat'a and içerim ki; ben de 'O Peygamberin sıfatını Musa Peygambere inmiş olan ve babam Bata tarafından istinsah edilmiş bulunan Tevrat kitabında okumuşumdur!” dedi.
1 Vâkidî, Megâzî, c:1, s:365-366 ↩ back to text
2 Taberî, Târîh, c:3, s:37; Ebu Nuaym, Delâilü'n-nübüvve, c:2, s:492-493 ↩ back to text
3 Suyûtî, Hasâisü'l Kübrâ, c:1, s:526 ↩ back to text
Source: Herkul.org · Necdet İçel