MU’CİZEYİ KABUL ETMEDE ZORLANANLAR
Rönesans ile başlayan ilmî uyanış ile birlikte 19.yy’ın sonlarına kadar hüküm süren katı bir determinist anlayış, Mu’cize konusuna şüphe ile bakmış ve böyle bir şeyin olacağına ihtimal vermemiştir.
Daha çok 20. asır da ortaya çıkmaya başlayan ilmî manadaki endeterminist bir anlayış sonucudur ki tabiat kanunlarının sorunsuzluğu üzerinde söz edilmeye ve böylece Mu’cizeye imkan tanımaya başlamışlardır.
Bilindiği üzere Mu’cize, (halikulade) bir olaydır; dolayısı ile mu’tat olaylara ve tabiat olaylarına muhaliftir. Normal bir tarzda meydana gelen hadiseler, harika olmadıkları için Mu’cize sayılmazlar.
Mu’cizeyi kabul edenlerin karşısında, harikulade oluşu ve tabiat kanunları ile izah edilemeyişi sebebi ile ona imkânsız gözü ile bakanlar, Mu’cizeyi inkâr edenler vardır. Bunlar; başta Allah’ın varlığını kabul etmeyen ateistlerdir.
Mu’cizeyi inkar edenlerden diğer ikinci bir grup ise Allah’ı yalnızca ilk sebep olarak kabul edip kendisine hiçbir güç ve nitelik tanımayan İlâhiyâtçılargelir. Bunlara da “deistler” denmektedir.
Mu’cizeyi kabul etmeyenlerden diğer üçüncü bir grup ise, Allah ile tabiat arasında fark gözetmeyen ve aynı sayan “panteistler” gelir.
Mu’cizeyi inkâr eden diğer gruplar ise, eşyanın hakikatini tanımayan ve her şeyi inkar eden sofistlerdir.
Bunlardan ayrı olarak, Mu’cizenin aklen mümkün olduğu halde, naklen bir vakıa olarak tespit edilemediği gerekçesi ile inkâr edenlerde vardır. Bunların başında da David Hume gelmektedir.
Bütün bunların dışında, tabiat kanunlarını bozması sebebi ile Mu’cizeleri hakikatinden saptırıp te’vil edenlere de rastlanmaktadır.
Yukarıda saydığımız Mu’cizeyi inkâr eden grupların te’siri altında kalan maalesef bazı İslâm ilâhiyatçıları da, batıl olan aynı nakaratı tekrar etmekte ve Mu’cizeyi inkar etmektedir.
Kelâm terimi olarak, Mu’cize kelimesinin ne zaman kullanılmaya başlandığı kesin şekilde bilinmemek ile birlikte Câhız, Ali b. Rabben et-Taberî gibi erken devir âlimlerinin eserlerinde yer almamakda ve bu terime Hicrî dördüncü asırda rastlanmaktadır. Eş’arî ile Mâturîdinin Mu’cize kelimesini dolaylı olarak da olsa kullanmaları bu hususu izah etmektedir.
Peygamberlerin peygamberliğini ispatı hususundaki Mu’cize kavramı, Hicrî dördüncü asrın sonlarına doğru kullanılmış olması, bazı İslam ilahiyatçılarının da Mu’cizeyi inkâr edenler sınıfına düşmesine sebebiyet vermiş olabilir.
Merhum Elmadılı Hamdi Yazır’ın işaret ettiği gibi, peygamberimizin aleyhisselâtüvesselâmın maddî mu’cizeler göstermediğini ileri sürmek, en azından bu iddiada bulunanların dahî inandıkları Kur’an da zikronulan mu’cizeleri görmemezlikten gelmektir.
∞∞
1 Kitâbü’t-Tevhîd, s:289-290; Mâturîdî, Nşr: Bekir Topaloğlu-Muhammed Aruçi ↩ back to text
2 M.Hamdi Yazır, Hak Dini, Kur’an Dili, c:1; s:411 ↩ back to text
Source: Herkul.org · Necdet İçel