AYIN İKİYE AYRILMASI MU’CİZESİ
İnşıkâk-ı Kamer (Ayın ikiye ayrılması) mu’cizesinin Medine'ye hicretten beş yıl önce, nübüvvetin dokuzuncu yılında, Kureyş müşriklerinin istekleri üzerine-Yüce Allah'ın izniyle-Peygamberimiz aleyhisselâm tarafından gösterildiği: Enes b. Malik. Hz. Ali, Huzeyfe b. Yeman. Abdullah b. Mes'ud, Abdullah b.Abbas. Abdullah b. Ömer. Abdullah b. Amr b.Âs. Cübeyr b. Mut'im ve daha başka sahabiler tarafından bildirilmiştir.
Abdullah b. Mes'ud der ki:
“Resûlullah aleyhisselâmın zamanında, Ay iki parçaya ayrılınca, Resûlullah aleyhisselâm:
'Şahit olunuz!' buyurdu.”
“Bir kere, biz, Resûlullah aleyhisselâmla birlikte Mina'da bulunuyorduk. Ay iki parçaya ayrıldı! Ayın bir parçası dağın gerisinde, bir parçası da berisinde oldu! Bunun üzerine, Resûlullah aleyhisselâm, bize: 'Şahit olunuz!' buyurdu.”
“Resûlullah aleyhisselâmın zamanında, Ay iki parçaya ayrıldı da, parçanın birisini dağ örttü[204] diğer parça dağın üzerinde oldu!
Bunun üzerine, Resûlullah aleyhisselâm: 'Ey Allah! Şahit ol!' dedi.”
Cübeyr b. Mut'im de:
“Resûlullah aleyhisselâmın zamanında, Ay, şu dağın üzerinde olmak üzere iki parçaya ayrıldı!” demiştir.
Abdullah b. Mes'ud ile Enes b. Malik'in diğer rivayetlerinde de:
“Ay iki parçaya ayrıldığı zaman, dağın, Hira dağının, Ayın iki parçası arasında göründüğü” açıklan-mıştir.
Hadisenin ayrıntılarına gelince:
Kureyş müşriklerinden, Velid b. Mugîre, Ebu Cehil Amr b. Hişam, Âs b. Vâil, Âs b. Hişam, Esved b. Abdi Yağus, Esved b. Muttalib, Zem'a b. Esved, Nadr b. Haris; ve daha başkaları , Peygamberimiz aleyhisselâma:
“Eğersen gerçekten peygambersen, bize Kameri (Ayı), yansı Ebu Kubeys dağı,yarısı daKuaykıan dağı üzerinde görülmek üzere ikiye ayır!” dediler.
Peygamberimiz aleyhisselâm: “Eğer bunu yaparsam iman eder misiniz?” diye sordu.
Müşrikler: “Evet! İman ederiz” dediler.
Ayın bedir, yani dolunay olduğu, iyice göründüğü gece, Peygamberimiz aleyhisselâm, müşriklerin istedikleri şeyi kendisine vermesini, Yüce Allahtan diledi.
Cebrail aleyhisselâm inip: “Yâ Muhammedi Mekkelilere:
'Bu gece mucizeyi seyredin; yararlanabilmeniz!' de” dedi.
Peygamberimiz aleyhisselâm, Cebrail aleyhisselâmın söylediğini, onlara haber verdi.
Müşrikler Ayın ondördüncü gecesinde, Ayın ikiye ayrıldığını gördüler!
Yüce Allah Ayın yansını Ebu Kubeys dağı, yarısını da Kuaykıan dağı arasında doğdurunca, Peygamberimiz aleyhisselâm: “Ey Ebu Seleme b. Abdulesed! Erkam b. Ebi'l-Erkam! Şahit olunuz!” diyerek Müslümanlara; “Ey filan! Ey filan! Şahit olunuz!” diye de, müşriklere seslendi.
Fakat müşrikler “Bu, Ebu Kebşe'nin oğlunun bir sihridir! Ebu Kebşe'nin oğlu sizi sihirledi! Muhammed bizi sihiriedi!” dediler.
Bazısı da: “Muhammed bizi sihiriediyse, bütün insanları da sihirlemez ya!” dedi . “O ayı sihiriedi, nihayet Ay yanldı!” dediler.
Kimisi de: “Muhammed Ayı sihiriedi ise, sihrini bütün yeryüzünü sihiriemeye de yetiştiremez ya!”
Başka beldeler halkından, yanınıza gelecek olanlara, sorun bakalım: Bunu onlar da görmüşler mi?” “Siz gelecek olan yolcularınızı da gözleyin! Onlara da sorun bakalım ! Eğer onlar sizin gördüğünüz şeyin tıpkısını gördüklerini size haber verirlerse, gördüğünüz doğru demektir. Şayet sizin gördüğünüz gibi birşey görmem işlerse, o sizi bir sihirle sihirlem iştir!” dediler.
Ebu Cehil de: “Bu bir sihirdir! Çevre ülkeler halkına adam salın! Bakalım, onlar da Ayı böyle yarılmış görmüşler mi? Yoksa görmemişler mi?” dedi.
Sordular. Hertaraftan gelenler: “Evet! Onu biz de öyle gördük! Ayı ikiye yanlmış gördük!” dediler. Ayın ikiye ayrılmış olduğunu haber verdiler, doğrul adı lar. Her taraftan gelenlerden, Ayın ikiye ayrıldığını görüp de haber vermeyen bir kimse kalmadı.
Fakat müşrikler iman etmekten, Müslüman olmaktan yüz çevirip: “Bu, müstemir (olagelen) bir sihirdir!” dediler.
Yüce Allah, Kamer sûresinde bu mucizeye şöyle temas buyurur
“Saat yaklaştı. Ay (ikiye) yarıldı (ayrıldı). Onlar (ne zaman) bir âyet, bir mucize görseler, yüz çevirirler ve: 'Müstemir (olagelen) bir sihir!' derler. (Ayın ikiye ayrılması mucizesini görünce de) hevalarına uydular: 'Yalan!' dediler (Peygamberi yalanladılar). Oysa ki, her iş bir gayeye bağlıdır. Andolsun ki; onlara (kendilerini küfür ve inattan) vazgeç irecek öyle önemli haberler gelmiştir ki, her biri, gayesine ermiş bir hikmet ve ibrettir. Fakat, onları tehdit eden bütün o hadiseler kendilerine fayda vermiyor! O halde, sen de onlardan yüz çevir! O Çağırıcının benzeri görülmedik korkunç şeye (Kıyamete) çağıracağı gün, onlar gözleri zelil ve hakîr (korkudan, dehşetten donmuş) olarak dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkacak, o Çağırıcıya doğru koşacaklar. Kâfir olanlar 'Bu,' diyecekler, 'pek çetin bir gün!'”
1 Buhârî, c:4, s:186; c:6.s:52; Kadı lyaz, Şifâ, c:1, s:234- 235; Suyûtî, Dürru'l-mensûr, c:6, s:133; Kurtubî, Tefsîr, c:17, s:127; Beyhakî, Delâil, c:2, s:267; Ebu Nuaym, Delâil, c:1, s:281; Kastalâni, Mevahib, c:1, s: 466-467 ↩ mətnə qayıt
2 Kamer:1-8 ↩ mətnə qayıt
Mənbə: Herkul.org · Necdet İçel